İspanya, Kuzey Afrika'daki Ceuta özerk kentinde, yaklaşık üç hafta önce yaşanan kitlesel sınır geçişinin ardından binlerce göçmenin yetersiz barınma koşullarında yaşadığı El Trampolín plajındaki derme çatma kampı boşaltmaya başladı. Perşembe günü başlayan operasyonla yüzlerce göçmen, kentteki geçici barınaklara naklediliyor. Yetkililer, sağlık ve hijyen koşullarının iyileştirilmesi amacıyla yürütülen tahliyenin birkaç gün sürmesi bekleniyor.
Ağustos ortasındaki sınır dalgası ve sonrası
17-18 Ağustos tarihlerinde, Fas'ın kuzeyindeki Fnideq kentinden yüzlerce göçmen, Ceuta'yı çevreleyen sınır çitlerini aşarak ya da deniz yoluyla İspanyol topraklarına geçmişti. İspanya hükümeti, sadece iki gün içinde yaklaşık 5.000 kişinin kente giriş yaptığını açıkladı. Bu, 2015'teki mülteci krizinden bu yana İspanya'nın karşılaştığı en büyük toplu sınır geçişi olarak kayıtlara geçti.
Göçmenlerin büyük bölümü Fas vatandaşıyken, aralarında Suriye, Filistin ve bazı Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelenler de bulunuyor. Ceuta'nın nüfusu yaklaşık 85.000; ani göç dalgası, kentin altyapısını ve sosyal hizmetlerini ciddi biçimde zorladı. İlk günlerde göçmenlerin çoğu, kentin güneyindeki El Trampolín plajında toplandı; burada plastik örtüler ve battaniyelerle derme çatma barınaklar kurdular. Hijyen koşullarının giderek kötüleşmesi ve yaz sıcağının etkisiyle sağlık riskleri artınca, İspanyol hükümeti acil tahliye kararı aldı.
İspanya İçişleri Bakanlığı, tahliye operasyonunun gönüllülük esasına dayandığını ve göçmenlerin kentteki eski bir askeri kışla ile belediyeye ait spor salonlarına yerleştirileceğini duyurdu. Bakanlık ayrıca, Fas makamlarıyla işbirliği içinde, düzenli dönüşlerin teşvik edildiğini; ancak uluslararası koruma talebinde bulunanların başvurularının işleme alınacağını belirtti.
Ceuta ve Melilla: Avrupa'nın Afrika'daki sınırları
Ceuta ve Melilla, İspanya'nın Kuzey Afrika kıyısındaki iki özerk kenti olarak Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor. Bu nedenle, düzensiz göçle mücadelede kritik öneme sahipler. Son yıllarda her iki kent de yüksek güvenlikli çitler, gözetleme kuleleri ve termal kameralarla donatıldı; ancak göçmenler, Fas'ın kimi zaman göz yumduğu kitlesel hücumlarla sınırı zorlamaya devam ediyor.
İspanya-Fas ilişkileri, göç konusundaki işbirliği ve Batı Sahra anlaşmazlığı gibi dosyalarla hassas bir dengede yürüyor. Ağustos dalgası sonrası Madrid, Rabat'ı 'sınır kontrolünü sağlamamakla' suçlarken, Fas tarafı bu iddiaları reddetti ve göçmenlerin geri kabulü konusunda işbirliğine hazır olduğunu açıkladı. İki ülke arasındaki diplomatik gerginlik, 2021'de Fas'ın İspanya'ya yönelik göç akışını 'göç silahı' olarak kullandığı iddialarıyla doruk noktasına ulaşmış, ilişkiler ancak 2022'de İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutumunu değiştirmesiyle normalleşmişti.
Avrupa Birliği ise İspanya'nın göç yönetimine destek veriyor; ancak üye ülkeler arasındaki mülteci paylaşımı konusundaki anlaşmazlık, sınır kentlerindeki yükü hafifletmekte yetersiz kalıyor. Ceuta'daki bu son kriz, Avrupa'nın dış sınırlarının korunması ile insani yükümlülükler arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ceuta'daki göç dalgası, Avrupa'nın güney sınırlarındaki baskının yalnızca Ege'ye odaklanmadığını gösteriyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye mutabakatıyla düzensiz göçü denetim altına alırken, Akdeniz'in batısında benzer bir krizin yaşanması, Avrupa'nın göç politikalarındaki kırılganlığı ortaya koyuyor. Türkiye açısından bu gelişme, AB'nin göç yükünü paylaşma konusundaki isteksizliğini bir kez daha kanıtlıyor; bu durum, Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ayrıca, Fas'ın göçü bir pazarlık aracı olarak kullanabilmesi, Türkiye'nin de benzer bir konumda olduğu gerçeğini hatırlatıyor. Ancak Türkiye'nin sınır güvenliği ve insani yaklaşımı, Avrupa'ya örnek olabilecek bir model sunuyor.