İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Afrika kıtasında İspanya'ya bağlı Ceuta kentinde ortaya çıkan göç krizi nedeniyle bölgeye gitmek üzere yola çıktı. Fas sınırından sadece saatler içinde binlerce göçmen, sınır kapısını aşarak İspanyol topraklarına girmeyi başardı. Bu beklenmedik akın, Avrupa Birliği'nin güney sınırındaki en ciddi sınamalardan biri olarak değerlendiriliyor ve Sánchez'in göçmen yanlısı politikalarını da zor durumda bırakıyor. İspanyol hükümeti, olağanüstü önlemler alırken, Fas ile diplomatik gerilim de tırmanmış durumda.
Ceuta'da Sığınmacı Akını ve Acil Önlemler
İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Ceuta, 17 Mayıs 2021 itibarıyla beklenmedik bir göç dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Fas'ın kuzeyindeki Fnideq kenti yakınlarındaki sınır kapısından, binlerce kişi yüzerek veya sınır tellerini aşarak İspanyol topraklarına geçti. İspanyol yetkililer, ilk belirlemelere göre yaklaşık 6 bin kişinin kente giriş yaptığını açıkladı. Bu sayı, 2015-2016 Avrupa göç krizinden bu yana İspanya'nın karşılaştığı en büyük göç dalgası olarak kayıtlara geçti.
Ceuta'ya gelen göçmenlerin çoğunluğunu Fas vatandaşları oluştururken, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtiliyor. İspanyol hükümeti, krizi kontrol altına almak için orduyu görevlendirdi. Ordu mensupları, göçmenlerin kent merkezine yürüyüşünü engellemeye çalışırken, göçmenlerin bir kısmı şehirdeki bir spor salonuna yerleştirildi. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, durumu 'İspanya için bir öncelik' olarak nitelendirerek, Avrupa Birliği'nden destek istedi. Sánchez'in kente gelişi, krizin başlangıcından yaklaşık bir gün sonra gerçekleşti ve hükümetin hızlı müdahale kararlılığını göstermesi açısından önemli bir adım olarak yorumlandı.
Fas'la Yaşanan Diplomatik Kriz ve Avrupa'nın Sınavı
Bu göç dalgasının arka planında, İspanya ile Fas arasında son haftalarda yaşanan diplomatik gerilimin etkili olduğu belirtiliyor. İspanyol hükümetinin, Batı Sahra'nın bağımsızlığını savunan Polisario Cephesi lideri Brahim Ghali'yi ülkede tedavi etmesi, Fas'ın büyük tepkisini çekmişti. Rabat yönetimi, bu tutumu 'kabul edilemez' olarak nitelendirmiş ve Madrid ile ilişkilerini gözden geçireceğini duyurmuştu. Göçmen akını, Fas'ın İspanya'ya karşı bir tür 'baskı aracı' olarak göçü kullandığı yönünde yorumlara neden oldu.
Avrupa Birliği, İspanya'nın yanında olduğunu açıklarken, Fas'ı göçmen akınını teşvik etmekle suçlayan ifadelerden kaçındı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 'İspanya'nın bu zorlu durumda yalnız olmadığını' belirterek, AB'nin sınır yönetimi ve göç politikaları konusunda dayanışma göstereceğini söyledi. Ancak bu olay, AB'nin dış sınırlarının güvenliği ve göç yönetimi konusunda ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İspanya'nın Ceuta ve Melilla kentleri, AB'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor ve bu bölgede göç baskısı sürekli artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Avrupa'nın göç ve sınır güvenliği politikaları açısından önemli bir sınav oluştururken, Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, 2016'daki göç anlaşmasıyla Avrupa'ya düzensiz göçü azaltma karşılığında mali destek almış; benzer şekilde Fas'ın da İspanya'ya karşı göçü bir pazarlık unsuru olarak kullanması, Ankara'nın da bu alandaki elini güçlendirebilecek bir emsal teşkil edebilir. Öte yandan, göç dalgalarının düzensizliği, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel istikrarı tehdit edebilir. Avrupa'nın göç yönetimindeki tutarlılığı, Türkiye ile ilişkilerini de etkileyebilir; çünkü AB, doğu sınırında olduğu gibi güney sınırında da benzer bir kriz yönetimi kapasitesine sahip olmadığını göstermiştir.