İspanya siyasetinde alışılmadık bir ittifak, ülkenin en uç noktalarındaki partileri bir araya getirdi. Aşırı sol ve aşırı sağ, Fas'ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapma teklifine karşı ortak bir cephe oluşturdu. Bu beklenmedik birliktelik, İspanyol milletvekillerinin Rabat yönetiminin geçen yıl Ceuta'da yaşanan göç krizindeki rolüne ilişkin endişelerini dile getirmesiyle ortaya çıktı.
Gelişmenin arka planı
İspanya'nın aşırı solu temsil eden Podemos ve aşırı sağcı Vox partileri, genellikle taban tabana zıt görüşlere sahip olsa da, Fas'ın 2030 Dünya Kupası teklifine karşı aynı safta yer aldı. İki parti de, Rabat'ın İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehirleri Ceuta ve Melilla üzerindeki iddialarını desteklediği iddialarını gerekçe göstererek, Fas'ın turnuvaya ev sahipliği yapmasının İspanya'nın ulusal çıkarlarına aykırı olacağını savunuyor.
Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında, binlerce göçmenin yüzerek veya sığ sulardan Ceuta'ya geçmesiyle büyük bir göç krizi yaşanmıştı. İspanyol hükümeti, Fas'ın sınır güvenliğini göz ardı ederek bu geçişlere göz yumduğunu öne sürmüş, Rabat ise bu iddiaları reddetmişti. Bu olay, iki ülke arasındaki ilişkilerde ciddi bir gerilime yol açmış ve hala hafızalarda tazeliğini koruyor.
Podemos ve Vox, bu hafta İspanyol parlamentosunda yaptıkları açıklamalarda, hükümetin Fas ile işbirliği yapma kararını eleştirdi. Podemos sözcüsü, "Fas'ın insan hakları ihlalleri ve göçmenlere yönelik şantajları ortadayken, böyle bir teklife ortak olmak kabul edilemez" dedi. Vox lideri Santiago Abascal ise, "Fas, İspanya'nın toprak bütünlüğüne saygı göstermiyor. Bu teklif, İspanya'nın egemenliğine ihanettir" ifadelerini kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut
Fas, 2030 Dünya Kupası için İspanya ve Portekiz ile ortak adaylık başvurusunda bulunmuştu. Bu teklif, üç ülkenin ortak tarihsel ve kültürel bağlarına dayanıyor ve ilk kez üç kıtada (Avrupa, Afrika) düzenlenecek bir turnuva olma özelliği taşıyor. Ancak Fas'ın adaylığı, özellikle Batı Sahra sorunu ve göç politikaları nedeniyle Avrupa'da tartışma yaratıyor.
İspanya hükümeti, Başbakan Pedro Sánchez liderliğinde, Fas'la ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz yıl İspanya, Batı Sahra konusundaki geleneksel tutumunu değiştirerek Fas'ın özerklik planını desteklediğini açıklamıştı. Bu karar, hem iç politikada hem de uluslararası alanda tepki çekmişti. Şimdi ise hükümetin Dünya Kupası konusundaki uzlaşmacı tutumu, muhalefetin sert eleştirilerine hedef oluyor.
Fransa ve Almanya gibi diğer Avrupa ülkeleri de Fas'ın adaylığına temkinli yaklaşıyor. Özellikle Fas'ın göçmen akınlarını bir koz olarak kullandığı yönündeki iddialar, Avrupa Birliği içinde rahatsızlık yaratıyor. Bu durum, Fas'ın uluslararası sportif etkinliklerdeki rolünün siyasi boyutunu ön plana çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel güç dinamikleri açısından önemli ipuçları taşıyor. Fas ve İspanya arasındaki gerilim, Akdeniz'deki göç rotalarını ve enerji işbirliklerini etkileyebilir. Türkiye, Kuzey Afrika'da artan nüfuzuyla biliniyor; Fas'ın uluslararası alanda zorluklarla karşılaşması, Ankara'ya alternatif işbirliği kapıları açabilir. Ayrıca, İspanya'daki bu ittifak, Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve aşırı solun bazı konularda ortaklaşabileceğini gösteriyor; bu da Avrupa siyasetindeki kutuplaşmanın ve göçmen karşıtı söylemlerin artacağına işaret ediyor. Türkiye, bu süreçte göç politikaları ve AB ile ilişkilerinde dengeli bir tutum izlemek durumunda.