Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Afrika kıtasında yeni bir sınavla karşı karşıya. Son olarak Çad, Sahel bölgesindeki üç askeri cunta yönetiminin ardından mahkemeden ayrılma kararı aldı. Bu gelişme, kıtada UCM'ye yönelik güven bunalımını yeniden gündeme getirirken, çoğu Afrika ülkesinin Lahey merkezli mahkemeye olan bağlılığını sürdürmesi dikkat çekiyor.
Çad'ın Kararı ve Sahel'deki Etkisi
Çad, resmi olarak UCM'nin Roma Statüsü'nden çekildiğini açıkladı. Bu karar, daha önce Mali, Burkina Faso ve Nijer'in benzer adımlar atmasının ardından geldi. Bu ülkeler, 2020'den bu yana askeri darbelerle yönetiliyor ve mahkemenin özellikle Afrika'daki çatışma suçlarına ilişkin tutumunu eleştiriyor. Çad yönetimi, çekilme gerekçesi olarak mahkemenin "Afrika'ya karşı önyargılı" olduğu iddiasını öne sürdü.
UCM, kurulduğu 2002 yılından bu yana soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla mücadelede uluslararası adaletin merkezi olarak kabul ediliyor. Ancak eleştirmenler, mahkemenin soruşturmalarının büyük çoğunluğunun Afrika ülkelerine odaklandığını, bunun da kıtada güven erozyonuna yol açtığını belirtiyor. Özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına ilişkin soruşturmaların hızla başlatılması, mahkemenin seçici davrandığı eleştirilerini güçlendirdi.
Kıtanın Geri Kalanı: Lahey'e Bağlılık Sürüyor
Ancak tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, Afrika kıtasındaki 54 ülkenin 33'ü hâlâ UCM'ye üye. Güney Afrika, Senegal ve Nijerya gibi bölgesel güçler, mahkemenin önemini vurgulayarak kalıcılık mesajı veriyor. Özellikle Senegal, UCM'nin kuruluşunda öncü bir rol oynamış ve kıtadaki adalet mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
UCM Başsavcısı Karim Khan, çekilme dalgasına rağmen mahkemenin Afrika'daki çalışmalarını sürdüreceğini ve devletlerin uluslararası hukuka bağlılığının bu tür kararlarla sarsılmaması gerektiğini ifade etti. Ayrıca mahkeme, Afrika Birliği ile diyaloğu güçlendirmeye yönelik adımlar attı. Bu kapsamda, kıtadaki yargı yetkilileriyle ortak eğitim programları düzenleniyor ve yerel mahkemelerin kapasitesinin artırılması hedefleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel yaklaşımı açısından önemli bir bağlam oluşturuyor. Türkiye, Afrika Birliği ülkeleriyle güçlü diplomatik ve ekonomik ilişkiler geliştirmiş durumda. UCM'ye yönelik güven kaybının yaşandığı bu dönemde, Türkiye'nin arabuluculuk ve istikrar odaklı dış politikası, kıtadaki ülkelerle iş birliğini derinleştirebilir. Ayrıca, uluslararası ceza adaleti mekanizmalarının reform ihtiyacı, Türkiye'nin çok taraflı platformlarda aktif bir pozisyon almasına kapı aralayabilir. Ancak Türkiye'nin UCM'ye üye olmadığı gerçeği, bu konudaki açılımlarını sınırlayabilir.