Mali'nin askeri cuntası, aylardır karşı karşıya kaldığı en ciddi güvenlik meydan okumalarından biriyle sarsılıyor. Cihatçı grup JNIM (Cemaat Nusrat el-İslam ve’l-Müslimin) ve onun Tuareg müttefiki FLA (Fransa'nın desteklediği eski isyancılar), ülkenin kuzeyindeki ordu mevzilerine eş zamanlı ve koordineli saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, hükümetin isyanı kontrol altına alma kabiliyetine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor. Timbuktu gibi tarihi şehirlerin düşme riski, bölgesel güçler ve uluslararası toplum için alarm zilleri çaldırıyor.
Saldırıların arka planı ve hedefleri
Son günlerde Mali'nin kuzeyinde, Gao ve Timbuktu bölgelerinde ordu birliklerine yönelik saldırılar yoğunlaştı. JNIM, El Kaide'ye bağlı bir grup olarak biliniyor ve Tuareg ayrılıkçılarıyla ittifak halinde hareket ediyor. FLA ise 2012'deki Tuareg isyanının ardından barış süreciyle silah bırakan, ancak yeniden çatışmaya dönen bir grup. Bu iki gücün ortak operasyonu, Mali ordusunun kuzeydeki varlığını tehdit ediyor. Saldırılarda çok sayıda askerin öldüğü ve stratejik mevzilerin kaybedildiği bildiriliyor. Timbuktu, 2012'de cihatçıların kontrolüne geçmiş ve Fransa'nın 2013'teki müdahalesiyle geri alınmıştı. Şimdi yeniden düşme riski, bölgenin kırılganlığını gözler önüne seriyor.
Mali'de 2020'deki darbenin ardından yönetime el koyan askeri cunta, güvenlik vaatleriyle iktidara gelmişti. Ancak cihatçı grupların saldırıları hem sıklık hem de şiddet açısından artarak devam ediyor. Ordunun yetersiz donanımı ve lojistik sorunları, cuntanın kontrolü sağlamasını zorlaştırıyor. Ayrıca, Fransa'nın 2022'deki çekilmesiyle bölgedeki askeri boşluk daha da belirgin hale geldi. Bu durum, cihatçı grupların yeniden güç kazanmasına olanak tanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mali'deki istikrarsızlık yalnızca bir ülkeyi değil, tüm Sahel bölgesini etkiliyor. Nijer, Burkina Faso, Çad gibi komşu ülkeler de benzer cihatçı tehditlerle mücadele ediyor. Bölgede faaliyet gösteren terör grupları, uluslararası toplumun dikkatini Ukrayna ve Gazze gibi krizlerin çekmesi nedeniyle daha rahat hareket ediyor. Birleşmiş Milletler'in Mali Misyonu (MINUSMA) 2023'te sona ererken, bölgesel güvenlik yapıları henüz yeterli bir alternatif sunamıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) verilerine göre, Sahel bölgesindeki çatışmalar yılda milyarlarca dolarlık ekonomik kayba yol açıyor. Göç, gıda krizi ve insani yardım ihtiyacı da bu çatışmalarla katlanıyor.
Rusya'nın bölgede artan etkisi, özellikle Wagner paralı asker grubu üzerinden, Batılı güçlerin çekilmesinin ardından yeni bir dinamik oluşturuyor. Mali cuntası, Rusya ile askeri iş birliğini derinleştirerek Batı karşıtı bir söylem benimsiyor. Ancak Wagner'in insan hakları ihlalleri iddiaları, cuntanın meşruiyetini zedeliyor. Bu durum, bölgesel güç dengesi ve uluslararası toplumun terörle mücadele stratejileri açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mali'deki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesine yönelik dış politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Mali ile askeri eğitim ve savunma sanayi iş birliği anlaşmaları imzalamış, özellikle insansız hava araçları (İHA) tedariki konusunda aktif bir rol üstlenmiştir. Ancak siyasi istikrarsızlık, bu iş birliklerinin sürdürülebilirliğini tehdit edebilir. Ayrıca, bölgedeki cihatçı grupların güçlenmesi, Türkiye'nin Libya ve Somali'deki varlığını dolaylı olarak etkileyebilir; çünkü terör örgütleri arasındaki bağlantılar ve silah akışı, kuzey Afrika üzerinden Türkiye'ye yönelik bir güvenlik riski oluşturabilir. Türkiye, bu nedenle bölgedeki dengeleri yakından izlemeli ve uluslararası iş birliği mekanizmalarına entegre bir yaklaşım benimsemelidir.