İskoçya Başbakanı John Swinney, kadınlara ve kızlara yönelik şiddeti sona erdirme sözü verdi. Ancak ülkedeki kadın örgütleri ve uzmanlar, bu vaadin yalnızca kağıt üzerinde kalmaması için güçlü bir uygulama ve finansman gerektiğini vurguluyor. Swinney'in açıklamaları, hükümetinin kadın hakları konusundaki kararlılığını gösterse de, mevcut yasaların pratikteki etkisi ve toplumsal zihniyet değişimi kritik önem taşıyor.
İskoçya, kadına yönelik şiddetle mücadelede öncü yasalara sahip. 2018'de kabul edilen ve kadın ticareti ile cinsel sömürüyü suç sayan yasa, Birleşik Krallık genelinde örnek gösteriliyor. Ayrıca, 2021'de kabul edilen ve kadın sünneti ile zorla evlendirmeyi yasaklayan düzenlemeler de mevcut. Ancak bu yasaların uygulanmasındaki aksaklıklar ve yetersiz finansman, kadınların adalete erişimini zorlaştırıyor. İskoç hükümeti, son yıllarda bütçe kesintileri nedeniyle kadın sığınma evlerine ayrılan kaynakları azalttı. Bu durum, birçok kadının şiddetten kaçışında güvenli bir liman bulamamasına neden oluyor.
Kadına şiddetle mücadelede yeni yasa tasarısı
Swinney hükümeti, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Tasarı, mahkemelerde kadınların maruz kaldığı travmayı daha iyi anlayacak şekilde yargıçların eğitilmesini ve cinsel saldırı davalarında ifade verme süreçlerinin iyileştirilmesini öngörüyor. Ayrıca, dijital şiddet ve ısrarlı takip gibi modern suçlara karşı da yeni düzenlemeler getirmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu adımların olumlu olduğunu ancak yasaların yanı sıra toplumsal farkındalık kampanyalarının da güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle okullarda ve sosyal medyada kadın hakları konusunda eğitim verilmesi, uzun vadede zihniyet değişimini sağlayabilir.
BM ve Avrupa Konseyi'nin endişeleri
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi, İskoçya'nın kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki taahhütlerini yakından izliyor. İstanbul Sözleşmesi'ne taraf olan İskoçya, bu sözleşmenin gereklerini yerine getirmekle yükümlü. Ancak sivil toplum kuruluşları, hükümetin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğini savunuyor. Özellikle, şiddet mağdurlarına yönelik destek hizmetlerinin yetersizliği ve polisin bazı davalarda gereken hassasiyeti göstermemesi eleştiriliyor. İskoçya'da her yıl binlerce kadın polise başvuruyor, ancak çoğu zaman adalet sürecinde ikincil mağduriyet yaşıyor.
Swinney'in samimiyeti test ediliyor
İskoçya Başbakanı John Swinney, konuşmasında "Kadınlara ve kızlara yönelik şiddet, toplumumuzun utanç kaynağıdır. Bu sorunu kökünden çözmek için kararlıyım" ifadelerini kullandı. Ancak muhalefet partileri ve aktivistler, Swinney'in bu sözlerini geçmişteki uygulamalarla test edeceklerini belirtiyor. Özellikle, İskoç Ulusal Partisi'nin (SNP) bütçe politikaları nedeniyle kadın örgütlerinin ayakta kalma mücadelesi verdiği bir dönemde bu vaadin ne kadar gerçekçi olduğu sorgulanıyor. Kadın hakları savunucuları, hükümetin sadece açıklama yapmakla kalmayıp, bütçede somut adımlar atmasını bekliyor.
Uluslararası boyut ve İskoçya'nın rolü
İskoçya'nın kadına yönelik şiddetle mücadelesi, yalnızca ulusal bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Birleşik Krallık'ın diğer bölgeleri ve Avrupa ülkeleri, İskoçya'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Özellikle, İskoç hükümetinin kadın hakları konusundaki ilerici yasaları ve politikaları, diğer ülkelere örnek gösteriliyor. Ancak bu liderlik rolünün sürdürülebilmesi için İskoçya'nın içerideki uygulamaları güçlendirmesi gerekiyor. Aksi halde, dışarıya verilen görüntü ile içerideki gerçekler arasındaki fark, inandırıcılığı zedeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası sözleşmelerden çekilmesi ve artan şiddet vakalarıyla eleştiriliyor. İskoçya'nın bu alandaki çabaları, Türkiye'deki sivil toplum örgütleri ve bazı siyasi çevreler tarafından dikkatle izleniyor. İskoçya'nın kadına yönelik şiddeti sona erdirme hedefi, Türkiye'deki benzer taleplerin haklılığını güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi, uluslararası arenadaki itibarını olumsuz etkilemeye devam ediyor. İskoçya'daki gelişmeler, Türkiye'ye dönük uluslararası baskının artmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle, Türk hükümetinin kadına yönelik şiddetle mücadelede daha etkin politikalar izlemesi bekleniyor.