İskoçya Hükümeti, Birleşik Krallık'ın olası bir sonraki liderine, Brexit sonrası Holyrood'dan alınan yetkilerin iade edilmesi çağrısında bulundu. İskoçya Bakanı, yetki devri sürecine yalnızca İngiltere bölgelerinin değil, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'nın da dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu talep, İskoç Ulusal Partisi (SNP) hükümetinin, Birleşik Krallık'ın merkezileşme eğilimine karşı koyma çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
İskoçya Bakanı Angus Robertson, Manchester'daki bir konferansta yaptığı konuşmada, Birleşik Krallık'ın muhtemel bir sonraki başbakanı olarak görülen İşçi Partisi lideri Keir Starmer'a hitaben, Holyrood'un Brexit sonrası kaybettiği yetkilerin geri verilmesini istedi. Robertson, "Yetki devri, yalnızca İngiltere'nin bölgelerine değil, Birleşik Krallık'ın dört kurucu ulusuna da eşit şekilde uygulanmalıdır" dedi.
2016 referandumuyla kararlaştırılan Brexit süreci, İskoçya'nın Avrupa Birliği ile doğrudan ilişkilerini kesintiye uğratmış ve Holyrood'un tarım, balıkçılık ve çevre politikaları gibi alanlardaki yetkilerini sınırlamıştı. SNP hükümeti, bu yetkilerin Westminster'da toplanmasını "demokratik bir gerileme" olarak nitelendiriyor.
Robertson'ın açıklamaları, İşçi Partisi'nin İngiltere'de yerel yönetimlere daha fazla yetki devretme vaadiyle çelişiyor. İşçi Partisi, seçilmesi halinde bölgesel kalkınma ajansları ve belediye başkanlarına daha fazla güç vereceğini taahhüt etmişti. Ancak Robertson, "İskoçya'nın talebi, yalnızca İngiltere'ye odaklanan bir yetki devri modelinin kabul edilemez olduğudur" diye ekledi.
Bölgesel ve küresel boyut
İskoçya'nın yetki talebi, Birleşik Krallık içindeki anayasal gerilimlerin yanı sıra, Avrupa genelinde merkezileşme ve yerelleşme arasındaki tartışmaları da yansıtıyor. Brexit sonrası Birleşik Krallık'ın dört ulusu arasındaki ilişkiler, İskoç bağımsızlık referandumu tartışmalarıyla daha da karmaşık hale gelmişti. SNP, 2023 yılında yapılan bir anketin İskoç bağımsızlığına desteğin %48'de kaldığını göstermesine rağmen, konuyu gündemde tutmaya devam ediyor.
Bu gelişme, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın dünya sahnesindeki konumunu da etkileyebilir. İskoçya'nın artan otonomi talepleri, ülkenin iç siyasi istikrarını sarsarken, uluslararası yatırımcıların ve ticaret ortaklarının endişelerine yol açıyor. Özellikle AB ile yeni bir ticaret anlaşması müzakereleri sürerken, İskoçya'nın ayrı bir ses olma arzusu, müzakere sürecini karmaşıklaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Birleşik Krallık'taki anayasal gelişmeleri yakından izlemektedir. İskoçya'nın artan yetki talepleri, Birleşik Krallık'ın AB ile ilişkilerini ve küresel ticaret politikasını etkileyebileceğinden, Türkiye'nin Brexit sonrası dönemde İngiltere ile gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşması gibi konularda yürüttüğü müzakerelerde bu durumu dikkate alması gerekebilir. Ayrıca, İskoç bağımsızlığı referandumunun yeniden gündeme gelmesi, Birleşik Krallık'ın NATO içindeki konumunu ve uluslararası güvenlik politikalarını da etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğü ve istikrarını destekleyen bir tutum sergilemektedir.