İskoç hükümeti, Birleşik Krallık'tan ayrılma riskine ilişkin ilk kez tahvil piyasasına söz hakkı tanıyarak, bağımsızlık tartışmalarını yeni bir boyuta taşıyor. Edinburg yönetimi, gelecek hafta 500 milyon sterlinlik yeşil tahvil ihracı planlıyor. Bu ihraç, yatırımcıların İskoçya'nın bağımsızlık olasılığını doğrudan fiyatlamasına olanak tanıyacak. Uzmanlar, söz konusu tahvillerin adeta bir 'finansal referandum' işlevi göreceğini belirtiyor. Zira tahvil faiz oranları, piyasanın İskoçya'nın mali kredibilitesine dair algısını yansıtacak. İskoçya Başbakanı John Swinney, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Bu ihraç, İskoçya'nın ekonomik potansiyeline olan güvenimizin bir göstergesidir' dedi.
Gelişmenin arka planı
İskoçya, 2014'teki bağımsızlık referandumunda yüzde 55'e karşı yüzde 45'le Birleşik Krallık'ta kalma kararı almıştı. Ancak Brexit sonrası İskoç Ulusal Partisi (SNP), bağımsızlık talebini yeniden gündeme getirdi. SNP lideri Swinney, bağımsızlık için yeni bir referandumun 'zaman meselesi' olduğunu söylüyor. İşte bu süreçte, hükümetin yeşil tahvil ihracı, hem iklim projelerini finanse etme hem de piyasanın bağımsızlık riskini ölçme aracı olarak öne çıkıyor.
Tahvil ihracının detaylarına göre, 'Yeşil Tahvil' olarak adlandırılan söz konusu borçlanma araçları, yenilenebilir enerji ve karbon nötr projelerine kaynak sağlayacak. Ancak asıl dikkat çeken nokta, tahvillerin faiz oranının, İngiltere'nin kendi tahvillerine kıyasla ne kadar farklılaşacağı. Eğer piyasa, İskoçya'nın bağımsızlık riskini yüksek olarak algılar ve yüksek faiz talep ederse, bu durum bağımsızlık yanlıları için olumsuz bir sinyal olacak. Düşük faiz ise güven göstergesi sayılacak.
Ekonomist Andrew Wilson, konuyla ilgili 'Bu tahviller, İskoçya'nın mali bağımsızlığının piyasa tarafından nasıl değerlendirildiğine dair net bir veri sağlayacak. 2014'teki referandumda bu tür bir mekanizma yoktu. Şimdi piyasalar doğrudan söz sahibi olacak' yorumunu yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
İskoçya'nın bu hamlesi, diğer bölgesel bağımsızlık hareketleri için de emsal teşkil edebilir. Katalonya, Quebec veya Flandre gibi bölgeler, benzer şekilde piyasa mekanizmalarını kullanarak bağımsızlık taleplerini güçlendirebilir. Küresel finans piyasaları, siyasi risklerin fiyatlanmasında yeni bir döneme girebilir. Öte yandan, Birleşik Krallık hükümeti, İskoçya'nın bağımsızlığının ekonomik olarak sürdürülemez olduğunu savunuyor. İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves, 'İskoçya, Birleşik Krallık'ın parçası olarak daha güçlü. Ayrılık ekonomik belirsizliği artırır' dedi.
Yeşil tahvil ihracının başarısı, aynı zamanda İskoçya'nın uluslararası piyasalarda itibarını da etkileyecek. Eğer talep güçlü olursa, İskoçya'nın gelecekte bağımsız bir ülke olarak borçlanma kabiliyetine dair umutlar artabilir. Ancak uzmanlar, bu ihracın sadece bir başlangıç olduğunu ve gerçek testin referandum sonrası yaşanacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İskoç tahvil ihracının Türkiye'ye doğrudan yansıması sınırlı olsa da, bölgesel ayrılıkçı hareketlerin finansallaşması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, tarihsel olarak bölgesel ayrılıkçılıkla mücadele etmiş bir ülke olarak, piyasa temelli bağımsızlık referandumlarının yaygınlaşmasını endişeyle izleyebilir. Ayrıca, İskoç bağımsızlığının güçlenmesi durumunda, Birleşik Krallık'ın küresel etkisi azalabilir ve bu da Türkiye'nin Avrupa-Atlantik ittifakındaki pozisyonunu etkileyebilir. Doğrudan bir etki olmamakla birlikte, gelişmeler bölgesel yönetimlerin mali bağımsızlık arayışlarının artabileceğine işaret ediyor.