Rekabet gücüne odaklanan iş birliği platformu Nordic Compass, Avrupa sanayisinin ihtiyaç duyduğu kritik hammaddelerin işlenmesi için bölgesel kapasiteyi artırmak amacıyla kritik maden sektörüne genişlemeyi değerlendiriyor. İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve İzlanda'daki iş dünyası temsilcilerini bir araya getiren oluşum, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin hammadde talebini artırması nedeniyle bu alana yöneliyor.
Kritik Madenlerde Arz Güvenliği Arayışı
Avrupa Birliği, 2023 yılında yürürlüğe giren Kritik Hammadde Yasası (Critical Raw Materials Act) ile 2030 yılına kadar kritik madenlerde dört temel hedef belirledi: yıllık tüketimin en az %10'unun AB içinde çıkarılması, %40'ının AB içinde işlenmesi, %15'inin geri dönüştürülmesi ve hiçbir üçüncü ülkeye bağımlılığın %65'i geçmemesi. Bu hedeflere ulaşmak için İskandinav ülkeleri, zengin maden rezervleri ve yenilenebilir enerji altyapıları sayesinde avantajlı konumda bulunuyor.
Nordic Compass'ın öncelikli odak noktası, lityum, kobalt, nadir toprak elementleri ve grafit gibi minerallerin işlenmesi. Bölgede halihazırda madencilik faaliyetleri olsa da işleme kapasitesi sınırlı. Örneğin İsveç'teki Kiruna demir cevheri madeni ve Finlandiya'daki Sotkamo nikel-kobalt yatakları, hammadde çıkarımında öne çıkıyor ancak bu madenlerin ileri işlemden geçirilerek pil, rüzgar türbini ve elektronik bileşenlere dönüştürülmesi büyük ölçüde Çin'de yapılıyor.
Nordic Compass yetkilileri, genişleme kararının henüz kesinleşmediğini, fizibilite çalışmalarının sürdüğünü belirtiyor. İş birliği kapsamında ortak satın alma mekanizmaları, Ar-Ge fonları ve sınır ötesi altyapı projeleri masada. Amaç, Avrupa'nın kritik madenlerde dışa bağımlılığını azaltırken İskandinav şirketlerinin küresel pazarda rekabet gücünü artırmak.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Kritik madenler, yeşil enerji geçişi ve savunma sanayii için stratejik öneme sahip. Elektrikli araç bataryaları, güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve yarı iletkenler bu minerallere bağımlı. Çin, küresel nadir toprak elementleri işleme kapasitesinin yaklaşık %90'ını elinde tutuyor. Bu durum, ABD ve AB'nin tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabalarını hızlandırdı.
İskandinav girişimi, AB'nin stratejik özerklik hedefiyle uyumlu. Norveç, 2023'te büyük bir nadir toprak elementi rezervi keşfettiğini duyurdu; İsveç ise Kiruna'da Avrupa'nın en büyük nadir toprak yatağını buldu. Ancak bu kaynakların işlenmesi için gereken tesisler ve uzman iş gücü henüz yeterli değil. Nordic Compass'ın bu boşluğu doldurması halinde Avrupa, Çin'e olan bağımlılığını azaltabilir.
Öte yandan, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkileri ve yerel halkın tepkisi önemli bir sorun olarak duruyor. İsveç'te Sami halkı, geleneksel ren geyiği otlatma alanlarının madencilik nedeniyle tehdit edilmesine karşı çıkıyor. Benzer şekilde Finlandiya'da da çevre aktivistleri, yeni maden projelerine karşı kampanyalar yürütüyor. Nordic Compass'ın bu dengeyi nasıl kuracağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kritik madenler açısından hem potansiyel bir tedarikçi hem de Avrupa pazarına yakınlığı nedeniyle stratejik bir konumda. Eskişehir'deki nadir toprak elementleri rezervleri ve bor madenleri, AB'nin hammadde ihtiyacını karşılamada alternatif bir kaynak olabilir. İskandinav ülkelerinin işleme kapasitesini artırması, Türkiye'nin bu alandaki ihracatını olumsuz etkileyebilir; zira Avrupa, işlenmiş ürünlerde kendi kendine yeterliliği hedefliyor. Ancak Türkiye, AB'nin Kritik Hammadde Yasası kapsamında stratejik ortak olarak yer alabilir ve ortak projeler geliştirebilir. Ayrıca, Çin'e bağımlılığın azalması, küresel fiyatları dengeleyerek Türk sanayisi için maliyet avantajı sağlayabilir.