Suriye'de IŞİD karşıtı güçler tarafından yakalanan Amerikalı kadın Halima Salman, örgütten askeri eğitim aldığı suçlamasıyla ABD'de yargılandığı davada suçlu bulundu. 27 yaşındaki Salman, IŞİD'e katılan yüzlerce yabancı kadından biriydi. Mahkeme, Salman'ın örgütün askeri kamplarında eğitim aldığını ve bu eğitimin terör örgütüne destek amacı taşıdığını tespit etti. Karar, ABD'nin yabancı savaşçıların yargılanması konusundaki kararlılığını gösteriyor.
IŞİD'e katılan yabancı kadınlar ve yargı süreci
Halima Salman, 2015 yılında Suriye'ye giderek IŞİD saflarına katıldı. Örgütün Musul ve Rakka gibi merkezlerinde eğitim aldığı belirtilen Salman, 2019'da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından yakalandı. Amerikan vatandaşı olması nedeniyle ABD'ye iade edilen Salman, federal mahkemede yargılandı. Savcılar, Salman'ın örgütün ideolojik ve askeri eğitim programlarına katıldığını, silah kullanma ve patlayıcı yapımı gibi konularda eğitim aldığını öne sürdü. Salman'ın avukatı ise müvekkilinin örgüte zorla alıkonulduğunu ve eğitimlere katılmaya zorlandığını savundu. Ancak mahkeme, delillerin Salman'ın gönüllü olarak örgüte katıldığını ve eğitimleri tamamladığını gösterdiğine hükmetti.
IŞİD, 2014-2019 yılları arasında Irak ve Suriye'de geniş bir alanı kontrol etti. Örgüt, bu dönemde binlerce yabancı savaşçıyı saflarına kattı. Bu savaşçıların önemli bir kısmı kadınlardan oluşuyordu. Kadınlar genellikle örgüt içinde destek rolleri üstlense de, bazıları askeri eğitim alarak çatışmalara katıldı. Salman davası, yabancı kadın savaşçıların yargılanması açısından emsal teşkil ediyor. ABD, IŞİD'e katılan vatandaşlarını tespit ederek yargı önüne çıkarma konusunda kararlı bir tutum sergiliyor. Bu dava, örgütün yenilgiye uğratılmasının ardından adalet sürecinin devam ettiğini gösteriyor.
Küresel güvenlik ve yabancı savaşçılar sorunu
IŞİD'in çöküşüyle birlikte, örgüte katılan yabancı savaşçıların ülkelerine iadesi ve yargılanması uluslararası toplumun öncelikli gündem maddelerinden biri haline geldi. Suriye ve Irak'taki kamplarda hâlâ binlerce yabancı savaşçı ve aileleri tutuluyor. Ülkeler, vatandaşlarını geri almak ve yargılamak konusunda farklı tutumlar sergiliyor. ABD, vatandaşlarını iade ederek yargı önüne çıkarma konusunda öncü bir rol üstlendi. Avrupa ülkeleri ise daha temkinli davranıyor; bazıları vatandaşlarını geri alırken, bazıları güvenlik endişeleri nedeniyle iadeyi reddediyor. Salman davası, bu konuda önemli bir örnek oluşturuyor.
Uzmanlar, IŞİD'in ideolojik etkisinin tamamen ortadan kalkmadığını ve örgütün yeniden yapılanma çabaları içinde olduğunu belirtiyor. Özellikle çevrimiçi radikalleşme ve propaganda faaliyetleri, güvenlik güçlerinin dikkatini çekiyor. Salman gibi isimlerin yargılanması, örgütün geçmişteki eylemlerinin hesap sorulabilirliği açısından önem taşıyor. Ayrıca bu davalar, benzer suçlara karışan kişilere caydırıcılık mesajı veriyor. ABD Adalet Bakanlığı, terör örgütlerine destek verenlerin takibini sürdüreceğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, IŞİD ile mücadelede kritik bir konumda yer alıyor. Sınır güvenliği ve istihbarat paylaşımı konusunda uluslararası çabalara katkı sağlayan Türkiye, yabancı savaşçıların transit geçişlerini engelleme ve örgüte katılımı önleme konusunda önemli adımlar attı. Salman davası, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca Türkiye, Suriye'deki istikrarsızlığın bölgesel güvenliğe etkilerini yakından takip ediyor. IŞİD'in yeniden güç kazanma ihtimali, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu tür davalar, uluslararası işbirliğinin ve adalet mekanizmalarının etkinliğini gösteriyor.