Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi içinde huzursuzluk büyüyor: Partili milletvekilleri, Başbakan Keir Starmer’ın liderliğinde kalması halinde bir sonraki genel seçimde sandalyelerini kaybedeceklerinden korkuyor. The Guardian’ın haberine göre, başbakanın parlamentodaki kendi partisi içindeki desteği giderek azalıyor. Bu endişe, özellikle partinin geleneksel olarak güçlü olduğu bölgelerde yoğunlaşırken, milletvekilleri Starmer’ın popülaritesindeki düşüşün seçim sonuçlarına doğrudan yansıyacağını düşünüyor.
Starmer’ın Liderliği Sorgulanıyor
Keir Starmer, 2020 yılında Jeremy Corbyn’in yerine İşçi Partisi lideri seçildiğinde partiyi toparlama ve seçim kazanma vaadiyle gelmişti. Ancak son anketler, partisinin oy oranının muhafazakarlar karşısında beklenenin altında seyrettiğini gösteriyor. Parti içi kaynaklara göre, Starmer’ın ekonomik kriz, sağlık sistemi ve konut sorunları gibi konularda net bir mesaj verememesi tabandaki desteği aşındırıyor. Özellikle partinin kuzey İngiltere’deki eski sanayi bölgelerinde, Brexit sonrası hayal kırıklığı yaşayan seçmenleri geri kazanmakta zorlandığı belirtiliyor. Milletvekilleri, başbakanın popülaritesizliğinin yanı sıra parti içi bölünmelerin de cenazeye neden olduğunu ifade ediyor.
Geçen ay yapılan bir parti içi anket, Starmer’ın onay oranının yüzde 30’un altına düştüğünü ortaya koydu. Bu durum, 1997’de Tony Blair’in zaferinden bu yana en düşük seviye olarak kaydedildi. Parti kulislerinde, Starmer’ın liderlik yetenekleri konusunda artan şüpheler, bazı milletvekillerinin açıkça değişim çağrısı yapmasına yol açtı. Ancak henüz resmi bir liderlik yarışı başlatılmış değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İşçi Partisi’ndeki bu iç kriz, sadece Birleşik Krallık iç siyasetini değil, aynı zamanda Avrupa’daki sol partilerin genel durumunu da yansıtıyor. Almanya’da Sosyal Demokrat Parti, Fransa’da ise sosyalistler benzer zorluklarla karşı karşıya. Starmer’ın başarısızlığı, merkez sol partilerin küreselleşme, göç ve teknolojik dönüşüm karşısında nasıl bir pozisyon alması gerektiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Öte yandan, Birleşik Krallık’ta siyasi istikrarsızlık, ülkenin uluslararası ticaret anlaşmaları ve NATO ittifakı gibi konularda güvenilirliğini zedeleyebilir. AB ile ilişkilerde Brexit sonrası normalleşme çabaları da bu belirsizlikten olumsuz etkilenebilir. Uzmanlar, Starmer’ın istifası veya erken seçim halinde, İşçi Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda izleyeceği dış politikanın belirsiz olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Birleşik Krallık’ın Türkiye ile ilişkilerini doğrudan etkilemese de, küresel siyasi istikrarsızlık bağlamında değerlendirilebilir. Starmer’ın zayıflaması veya İşçi Partisi’nin iktidar şansının azalması, mevcut Muhafazakar hükümetin politikalarının devamı anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye’nin Brexit sonrası Birleşik Krallık ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması’nın geleceğini etkilemez, ancak Türkiye-AB ilişkilerinde Birleşik Krallık’ın oynadığı rolü zayıflatabilir. Ayrıca, NATO müttefiki olarak Birleşik Krallık’taki siyasi belirsizlik, savunma işbirliği ve terörle mücadele konularında bir süreliğine verimliliği düşürebilir. Ankara’nın bu gelişmeleri yakından izlemesi, özellikle Libya ve Doğu Akdeniz gibi konularda Londra’nın tutumundaki olası değişiklikleri öngörmek açısından önem taşıyor.