İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD'nin müzakere sürecinde İran'a yönelik düzenlediği hava saldırılarının Washington'ın diplomasi ve ateşkes anlayışına bağlılığını sorgulattığını söyledi. Azizi, cumartesi günü yaptığı açıklamada ABD'nin 'müzakere masasındayken bir kez daha İran'a saldırdığını' belirterek bu adımın 'geri çekilme ve pişmanlıkla sonuçlanacağını' ifade etti. İranlı yetkilinin sert sözleri, bölgede artan gerilime yeni bir boyut kazandırdı.
Müzakere Ortamında Saldırı İddiası
İran Meclisi'nin üst düzey ismi İbrahim Azizi, yaptığı yazılı açıklamada ABD'nin son saldırılarını 'müzakere ve anlayış sürecinde bir ihanet' olarak nitelendirdi. Azizi, 'Washington, henüz diplomatik kanallar açıkken ve taraflar ateşkes için görüşmeler yürütürken İran topraklarına saldırdı. Bu, ABD'nin taahhütlerine ve uluslararası normlara saygı duymadığının açık bir göstergesidir' dedi. İranlı milletvekili, bu tür eylemlerin kendilerini müzakere masasından uzaklaştırmayacağını ancak Washington'ın güvenilirliğini zedelediğini vurguladı.
Açıklamalarda, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının bölgesel istikrarı tehdit ettiği ve uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerektiği belirtildi. Azizi, 'ABD'nin bu provokasyonları, Ortadoğu'da yeni bir krize yol açabilir. Biz meşru müdafaa hakkımızı saklı tutuyoruz' ifadelerini kullandı. İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre, saldırılarda can kaybının olmadığı bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gerilim Tırmanıyor
ABD'nin İran'a yönelik bu son saldırıları, iki ülke arasında son aylarda artan gerilimin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor. İran ve ABD arasında nükleer müzakereler ve bölgesel nüfuz mücadelesi gibi birçok konuda derin anlaşmazlıklar bulunuyor. ABD, İran'ın bölgedeki milis güçlerine destek verdiğini ve nükleer programını ilerlettiğini iddia ediyor. İran ise ABD'nin yaptırım ve askeri baskı politikalarını eleştiriyor.
Uzmanlar, bu tür saldırıların doğrudan bir çatışmaya dönüşme riskini artırdığına dikkat çekiyor. İran'ın, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalarda karşı hamlelerde bulunabileceği belirtiliyor. Ayrıca, İran'ın bölgesel müttefikleri üzerinden ABD ve koalisyon güçlerine yönelik misillemeleri de gündeme gelebilir. Bu durum, Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde zaten kırılgan olan istikrarı daha da sarsabilir.
Küresel ölçekte ise, ABD-İran gerilimi enerji piyasalarını ve uluslararası güvenlik dengelerini etkiliyor. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, küresel ekonomik toparlanmayı tehdit ederken, deniz ticaret yollarının güvenliği de tehlikeye girebilir. ABD yönetimi, İran'ı müzakereye zorlamak için 'maksimum baskı' politikasını sürdürürken, İran yönetimi de benzer bir duruş sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu tırmanma, Türkiye için doğrudan ve dolaylı riskler barındırıyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve iki ülke arasında enerji ve ticaret bağlantılarının bulunması nedeniyle istikrarsızlıktan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların olası bir çatışmada aktif rol alması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik durumunu karmaşıklaştırabilir. Ankara, bölgede diyalog ve istikrardan yana bir tutum sergilerken, taraflar arasında bir denge politikası izlemeye çalışıyor. Ekonomik açıdan ise, yükselen petrol fiyatları Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir.