ABD'de yeşil kart sahibi İranlı bir aile, Türkiye'ye gönüllü olarak yerleşmek üzere başvuruda bulundu ancak ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bu talebi reddetti. "Çığlık Atan Meryem" lakaplı Maryam Bahreini'nin ailesi, İran'daki baskıcı yönetime karşı yürüttüğü insan hakları aktivizmi nedeniyle ABD'de kalıcı ikamet iznine sahip olsa da, hukuki süreçte karşılaştıkları engeller nedeniyle Türkiye'ye taşınmayı önermişti. DHS'nin reddi, ailenin sığınma ve ikamet mücadelesinde yeni bir dönemece işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Maryam Bahreini, İran'daki kadın hakları ihlallerine ve zorunlu başörtüsü uygulamalarına karşı sesini yükselten bir aktivist olarak tanınıyor. "Çığlık Atan Meryem" lakabı, 2018'de İran'da başörtüsünü çıkararak protesto yaptığı ve güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığı sırada yaydığı çığlıklardan geliyor. Bahreini, 2019'da ABD'ye yeşil kartla yerleşti ve ailesi de 2020'de ona katıldı. Ancak aile, ABD'de ikamet izni almakta zorluk çekti. Mahkeme dosyalarına göre, aile ABD'den ayrılıp Türkiye'ye yerleşmeyi teklif etti; bu, "kendi kendine sınır dışı" (self-deportation) olarak bilinen bir süreçti.
DHS, ailenin teklifini değerlendirirken, güvenlik endişeleri ve yasal prosedürler nedeniyle reddetti. Kararda, ailenin Türkiye'ye geçiş yapmasının ABD'nin göçmenlik politikaları açısından uygun olmadığı belirtildi. Aile avukatı, bu kararın ailenin hukuki durumunu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, İranlı mültecilerin ve aktivistlerin ABD'de karşılaştığı yasal engelleri gözler önüne seriyor. Özellikle Trump yönetimi döneminde sıkılaştırılan göçmenlik politikaları, Biden döneminde de kısmen devam ediyor. İran'da 2022'de başlayan "Kadın, Yaşam, Özgürlük" protestoları sonrası birçok İranlı aktivist, ABD ve Avrupa'ya sığınma talebinde bulundu. Ancak bu taleplerin bir kısmı, güvenlik gerekçeleriyle reddediliyor. Bahreini ailesinin durumu, ABD'nin İranlı mültecilere yönelik politikasının bir örneği olarak uluslararası kamuoyunda tartışılıyor.
Türkiye'nin bu teklife istemeden dahil olması, ülkenin jeopolitik konumunu ve mülteci politikalarını yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, halihazırda milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, İranlı aktivistlerin de geçiş güzergahı olarak değerlendiriliyor. Ancak Ankara, bu tür bireysel başvurulara resmi bir yanıt vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası göç ve sığınma politikalarındaki rolünü dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, ABD ile İran arasındaki gerilimlerde genellikle arabulucu rolü üstlenirken, İranlı mültecilerin taleplerinin artması, Ankara'yı yeni bir yük ile karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca, ABD'nin kendi göçmenlik politikalarındaki katılık, Türkiye'yi alternatif bir geçiş veya kalış ülkesi haline getirebilir. Bu durum, Türk dış politikasında özellikle İran ile ilişkiler ve Batı ile göç işbirliği bağlamında dikkatle izlenmelidir.