İran ile ABD-İsrail ittifakı arasında Pazar gününden bu yana hızla tırmanan gerilim, Tahran yönetiminin savaşın küllerinden efsanevi bir anka kuşu gibi doğarak Ortadoğu'da stratejik olarak her zamankinden daha güçlü bir konuma yükselebileceğine dair artan özgüveniyle şekilleniyor. Bu hedef doğrultusunda Tahran, kendi deyimiyle 'tiyatrolar birliği' stratejisini hayata geçirmiş durumda. Strateji, birden fazla cephede eş zamanlı operasyonlarla ABD ve İsrail'in dikkatini ve kaynaklarını dağıtmayı, aynı zamanda Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik öncelik farklılıklarını derinleştirmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin Arka Planı: 'Tiyatrolar Birliği' Stratejisi Nedir?
İran'ın 'tiyatrolar birliği' (vahdat-e masraha) konsepti, ilk kez 2023 sonlarında İran Devrim Muhafızları Ordusu'na yakın kaynaklarca dile getirildi. Bu strateji, İran'ın bölgesel vekil güçleri aracılığıyla Yemen, Suriye, Irak, Lübnan ve Filistin'de aynı anda hareket kabiliyeti oluşturmasını öngörüyor. Amaç, ABD ve İsrail'in askeri ve istihbari kapasitelerini birden fazla noktada meşgul ederek onları yıpratmak ve nihayetinde Tahran'a yönelik herhangi bir büyük çaplı askeri operasyonu caydırmak.
Son haftalarda bu stratejinin somut yansımaları görülmeye başlandı. Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırırken, Suriye ve Irak'taki İran yanlısı milisler ABD üslerine dron ve roket saldırıları düzenledi. Lübnan Hizbullah'ı ise İsrail sınırında yeni bir cephe açarak İsrail Savunma Kuvvetleri'ni kuzeyde oyalıyor. Bu eş zamanlı baskı, ABD'nin kaynaklarını Avrupa ve Asya'dan Ortadoğu'ya kaydırmasına yol açarken, İsrail'in ise kuzey sınırında sekiz aydır devam eden çatışmaları sonlandıramaması Tel Aviv'de büyük bir güvenlik açığı olarak algılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İsrail Ayrışması
ABD ve İsrail arasında İran'a yönelik yaklaşım farklılıkları yeni değil, ancak 'tiyatrolar birliği' stratejisi bu farklılıkları açık bir krize dönüştürmüş durumda. Washington, özellikle Gazze'deki savaşın uzaması ve Ukrayna'daki yıpratıcı çatışmalar nedeniyle Orta Doğu'da yeni bir cephe açılmasından kaçınmak istiyor. Biden yönetimi, İran'la doğrudan bir askeri çatışmaya girmektense, caydırıcılık ve diplomatik baskıyı tercih ediyor. Buna karşılık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve aşırı sağcı koalisyon ortakları, İran'ın nükleer programını ve bölgesel vekil ağını ortadan kaldırmak için şimdi 'eşsiz bir fırsat penceresi' olduğunu düşünüyor.
İsrail'in Lübnan sınırındaki askerî yığınağı ve İran'ın nükleer tesislerine yönelik potansiyel bir saldırıyı ima eden açıklamaları, ABD'li yetkilileri rahatsız ediyor. Öte yandan Tahran, bu fırsat ayrışmasını kendi lehine kullanıyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, son açıklamasında 'ABD'nin bölgeden çekilmek istediğini, İsrail'in ise daha fazla savaş istediğini' söyleyerek iki müttefik arasındaki çatlağı derinleştiriyor. Bu durum, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiki Körfez ülkelerini de endişelendiriyor. Riyad, İran'la doğrudan bir çatışmaya sürüklenmek istemediği için Tahran'la diyalog kanallarını açık tutarken, aynı zamanda ABD'ye verdiği askeri üs desteğini de sınırlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın yeni stratejisi ve ABD-İsrail arasındaki ayrışma, Türkiye için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. Ankara, bir yandan İran'ın bölgesel yayılmacılığı nedeniyle Suriye, Irak ve Güney Kafkasya'da güvenlik kaygıları yaşarken, diğer yandan ABD'nin bölgeden kısmi olarak çekilmesinin yarattığı güç boşluğunu kendi etki alanını genişleterek doldurma potansiyeli görüyor. Türkiye'nin Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'yle yakınlaşması, İran'la rekabeti dengeleme çabası olarak okunabilir. Ancak Ankara, İsrail'le ilişkilerin yeniden normalleşme sürecinde bu gerilimli ortamdan olumsuz etkilenebilir. Özellikle Gazze'deki savaş nedeniyle zaten gergin olan Türkiye-İsrail ilişkileri, İran'ın bölgesel savaş stratejisiyle daha da karmaşık hale gelebilir. Türkiye'nin bu denklemdeki en önemli önceliği, kendi sınır güvenliğini sağlarken, bölgesel enerji ve ticaret koridorlarını (Orta Koridor) tehlikeye atacak bir çatışmanın içine çekilmemek olmalıdır.