İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), son haftalarda Basra Körfezi'ndeki Hürmüz Boğazı'na yönelik tehditlerinin ardından, şimdi de Kızıldeniz'deki Bab el-Mendeb Boğazı'nı hedef alabileceği uyarısında bulundu. Bu tehdit, küresel deniz ticaretinin can damarlarından biri olan bu stratejik su yolunda yeni bir gerilim dalgasına işaret ediyor. IRGC'nin bu açıklaması, İsrail-Hamas savaşının bölgesel yansımaları ve ABD'nin Kızıldeniz'deki varlığına karşı bir mesaj olarak yorumlanıyor.
Tehdidin Arka Planı
İran, uzun süredir Hürmüz Boğazı'nı küresel petrol piyasalarına karşı bir koz olarak kullanma tehdidini savuruyor. Ancak son dönemde IRGC'nin Bab el-Mendeb'e odaklanması, stratejilerinde bir genişlemeye işaret ediyor. Bab el-Mendeb, Yemen açıklarında yer alan ve Süveyş Kanalı'na giden deniz yolunun girişini kontrol eden dar bir geçit. Bu boğaz, dünya deniz ticaretinin yaklaşık %12'sine ev sahipliği yapıyor ve özellikle Avrupa ile Asya arasındaki enerji ve mal akışında kritik bir rol oynuyor.
IRGC Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, yaptığı açıklamada, "Düşmanlarımız, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidimizin ciddiyetini biliyor. Ancak gerektiğinde Bab el-Mendeb'i de hedef alabileceğimizi unutmamalılar. İran, kendi çıkarlarını korumak için her türlü seçeneği masada tutuyor" dedi. Selami'nin bu sözleri, İran'ın deniz güvenliği konusunda daha agresif bir tutum sergileyeceğinin sinyalini veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın bu tehdidi, İsrail-Hamas savaşının ardından bölgede tırmanan gerilimlerin bir parçası. İran destekli Yemenli Husiler, İsrail'e yönelik saldırılarını artırırken, ABD de Kızıldeniz'de askeri varlığını güçlendiriyor. Bab el-Mendeb'in kapatılması veya burada gemiciliğe yönelik saldırılar, küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açabilir. Dünya Bankası verilerine göre, bu su yolundan her yıl yaklaşık 1 trilyon dolarlık ticaret hacmi geçiyor.
Uzmanlar, İran'ın bu tehdidinin gerçekleştirilmesinin zor olduğunu ancak riskin hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor. Husiler'in insansız hava araçları ve füzelerle ticari gemilere saldırma kabiliyeti, bu tehdidi daha somut hale getiriyor. Ayrıca, İran'ın kendisi doğrudan Bab el-Mendeb'i kontrol etmese de, Husiler üzerindeki nüfuzu sayesinde dolaylı bir tehdit oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb üzerinden gerçekleşen deniz ticaretine doğrudan bağımlı olmasa da, bu bölgede yaşanacak bir gerilim dolaylı yoldan Türkiye'yi etkileyebilir. Süveyş Kanalı'nın güneyindeki bu geçidin kapanması, Türkiye'nin Avrupa ve Asya arasındaki ticaret rotalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve diğer Körfez ülkeleriyle olan enerji işbirliği, Basra Körfezi'nden çıkan tankerlerin geçiş güzergahında yaşanacak aksaklıklardan etkilenebilir. Bu nedenle, Ankara'nın bölgedeki gelişmeleri yakından izlemesi ve diplomatik girişimlerle gerilimin tırmanmasını engellemeye çalışması beklenir.