İran, 1 Ekim 2023 akşamı İsrail'e yönelik geniş çaplı bir balistik füze saldırısı başlattı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'dan atılan çok sayıda füzenin ülke hava sahasına girdiğini ve hava savunma sistemleri tarafından karşılandığını duyurdu. Saldırı, Tahran'ın, IDF'nin 29 Eylül'de Beyrut'a düzenlediği ve Hizbullah liderlerini hedef alan hava saldırısına misilleme olarak gerçekleşti. Çatışmanın doğrudan savaşa dönüşme riski, bölgesel güç dengelerini sarsarken, uluslararası toplum taraflara itidal çağrısı yapıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), yaptığı açıklamada, saldırının İsrail'in sürekli ihlallerine ve özellikle Beyrut'taki Hizbullah hedeflerini vuran son operasyonuna bir yanıt olduğunu belirtti. IDF, 29 Eylül'de Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından birini etkisiz hale getirdiğini iddia etmişti. İran, Hizbullah'ı bölgedeki en önemli vekil gücü olarak görüyor ve bu tür saldırıları kırmızı çizgi kabul ediyor.
Saldırıda kullanılan füzelerin bir kısmının İsrail hava savunma sistemlerini aştığı ve bazı bölgelerde hasara yol açtığı bildirildi. İsrail medyası, Tel Aviv ve Hayfa gibi büyük şehirlerde sirenlerin çaldığını ve halkın sığınaklara yönlendirildiğini aktardı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ulusa sesleniş konuşmasında, İran'ın bu saldırısına "güçlü bir şekilde karşılık verileceğini" ve İsrail'in kendini savunma hakkını kullanacağını söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırı, İran ile İsrail arasındaki gölge savaşın açık bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. İki ülke arasında yıllardır süren vekalet savaşları, siber saldırılar ve istihbarat operasyonları, ilk kez bu kadar doğrudan bir askeri karşılaşmaya dönüşmüş oldu. Uzmanlara göre, İran'ın balistik füze kullanması, çatışmanın yeni bir aşamaya girdiğinin işareti.
ABD, olayın ardından İsrail'e tam destek mesajı verirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı. Avrupa Birliği, taraflara gerilimi düşürme çağrısı yaparken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri endişelerini dile getirdi. Çatışmanın bölgeye yayılması, özellikle Körfez'deki enerji arz güvenliğini tehdit edebileceği için küresel piyasalarda tedirginlik yarattı. Brent petrol fiyatları saldırının ardından yüzde 3'ün üzerinde yükseldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğrudan komşusu olmasa da yakından takip ettiği bir bölgesel krizdir. Türkiye, hem İran hem de İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, bölgede geniş çaplı bir savaşın patlak vermesi Ankara'nın çıkarlarını olumsuz etkiler. Özellikle enerji hatlarının güvenliği, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık, Türkiye'nin güneydoğu sınırlarına yeni bir göç dalgası riski gibi faktörler Ankara için kritik öneme sahip. Türkiye, bu süreçte diplomatik girişimlerini artırarak hem taraflara itidal çağrısı yapmakta hem de kendi güvenlik önlemlerini gözden geçirmektedir. Akdeniz'deki enerji arama faaliyetleri ve Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri de bu gerilimden etkilenebilir.