İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Ali Rıza Gharibabadi, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) İran’a karşı yürütülen savaşa destek olmakla suçlayarak, ülkenin uluslararası camiaya karşı sorumlu tutulması gerektiğini söyledi. Gharibabadi, resmi bir açıklamada, BAE’nin İran karşıtı faaliyetlere lojistik ve diplomatik destek sağladığını öne sürdü. İranlı yetkilinin bu sözleri, Tahran ile Abu Dabi arasında son dönemde tırmanan gerginliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ali Rıza Gharibabadi, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda yaptığı konuşmalarda, BAE’nin İran’a yönelik düşmanca eylemlerde bulunduğunu ifade etti. Özellikle, BAE’nin İran’ın içişlerine karıştığı, İran karşıtı muhalif gruplara ev sahipliği yaptığı ve İran’ın ulusal güvenliğini tehdit eden siber faaliyetlere destek verdiği iddia edildi. İranlı diplomat, ayrıca BAE’nin İsrail ile geliştirdiği askeri ve istihbarat işbirliğinin, İran’a karşı dolaylı bir savaş niteliği taşıdığını öne sürdü. Bu açıklamalar, Tahran’ın bölgesel güvenlik vizyonuyla çelişen Abu Dabi politikalarına karşı artan bir rahatsızlığı işaret ediyor.
Gharibabadi’nin sözleri, İran’ın son yıllarda BAE’yi hedef alan en sert diplomatik çıkışlarından biri olarak kayıtlara geçti. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, Dışişleri Bakan Yardımcısı, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, BAE’nin bu eylemlerinin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve uluslararası hukuk kapsamında ele alınması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, bu çıkışın İran’ın bölgedeki nüfuzunu koruma çabası ve BAE’nin İsrail ile ilişkilerini derinleştirme karşısında Tahran’ın artan endişesinin bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BAE, 2020 yılında İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail ile ilişkilerini normalleştiren ilk Körfez ülkelerinden biri olmuştu. Bu süreçten bu yana iki ülke arasında askeri, ticari ve istihbarat alanında önemli işbirlikleri gelişti. Abu Dabi, İsrail yapımı insansız hava araçları ve siber güvenlik teknolojileri tedarik ederken, İsrail de BAE’nin bölgedeki askeri operasyonlarına istihbarat desteği sağladı. İran, bu işbirliğini kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor. İran’ın Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi, daha önce yaptığı açıklamada BAE’deki İsrail varlığının bölgesel istikrarı bozduğunu savundu.
Diğer yandan, BAE’nin İran’daki protestolar veya siyasi muhalif gruplarla olan bağları Tahran’ı oldukça tedirgin ediyor. Abu Dabi, geçmişte İran’da gözaltına alınan bazı çifte vatandaşların serbest bırakılması için arabuluculuk yapmıştı, ancak Tahran bu tür girişimleri bile içişlerine müdahale olarak değerlendiriyor. Gharibabadi’nin sözleri, İran’ın bu konuda daha agresif bir diplomatik tutum benimseyeceğinin sinyalini veriyor. Küresel düzeyde ise, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını artırması ve Çin’in körfez bölgesindeki artan etkisiyle birlikte, bu iddiaların uluslararası mahkemelere taşınması olasılığı gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-BAE gerginliği, Türkiye’nin Körfez politikasını yakından ilgilendiriyor. İran’a yönelik bu suçlamalar, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirebilir. Türkiye, İran ile enerji ve güvenlik alanında işbirliği yaparken, aynı zamanda Katar üzerinden BAE ile de diyaloğunu sürdürüyor. Bu gelişme, Ankara’nın İran’a karşı artan uluslararası baskı karşısında daha dengeleyici bir rol üstlenmesini gerektirebilir. Ayrıca, İsrail-BAE ittifakının güçlenmesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Filistin politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Bölgesel istikrar açısından, iki ülke arasındaki gerilimin yayılması, enerji nakil hatları ve ticaret yolları üzerindeki riskleri artırabilir.