İran, ABD ile imzaladığı nükleer anlaşmanın gereklerine uymayacağını, eğer Washington'un anlaşma ihlalleri devam ederse, resmen duyurdu. Tahran yönetimi, son haftalarda artan ABD yaptırımları ve diplomatik baskılar karşısında, anlaşmanın askıya alınabileceğine dair ilk kez bu kadar net bir uyarı yaptı. İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin anlaşma kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediği, özellikle yaptırımların kaldırılması konusunda somut adım atılmadığı vurgulandı. Bu açıklama, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) geleceğine ilişkin belirsizliği daha da artırdı.
Gerilimin tırmanma süreci
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ardından "azami baskı" politikası izlemesi, İran'ı anlaşmanın bazı hükümlerini ihlal etmeye itmişti. Tahran, uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmiş, santrifüj sayısını artırmış ve uluslararası denetçilerin erişimini kısıtlamıştı. Ancak bu uyarı, anlaşmanın tamamen terk edilmesi riskini gündeme getiriyor. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, daha önce ABD'nin anlaşmaya dönmesi ve yaptırımları kaldırması halinde Tahran'ın da taahhütlerine geri döneceğini belirtmişti. Son açıklama ise bu sürecin tersine işlediğini gösteriyor.
İran'ın bu hamlesi, iç politikada muhafazakarların etkisini artırdığı bir döneme denk geldi. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi yönetimi, ABD ile doğrudan müzakereleri reddediyor ve anlaşmanın Avrupalı taraflarca kurtarılmasını bekliyor. Ancak Fransa, Almanya ve İngiltere'nin aracılık çabaları şu ana kadar sonuç vermedi. İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesi, anlaşmanın izin verdiği sınırların çok üzerinde; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporlarına göre, İran yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum stokuna sahip.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu gelişme, Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'ın bölgesel rakipleri, Tahran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasından endişe ediyor. İsrail ise İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için askeri seçenekleri masada tutuyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İsrail'in istihbarat operasyonları, gerilimi daha da tırmandırabilir.
Petrol piyasaları da bu belirsizlikten etkileniyor. İran'ın ihracatına yönelik yaptırımlar, küresel arzı sıkıştırırken, Körfez ülkelerinin üretim artışı bu açığı kapatmaya yetmiyor. Brent petrol fiyatları, son haftalarda varil başına 85 doların üzerine çıktı. Analistler, İran'ın anlaşmadan tamamen çekilmesi halinde fiyatların 100 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye, ABD yaptırımlarına rağmen İran ile ticareti sürdürmeye çalışan ülkeler arasında. Ancak anlaşmanın çökmesi, bölgede yeni bir krize yol açabilir; bu da Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilim, Türkiye'nin Katar ile olan stratejik ortaklığını ve Suudi Arabistan ile normalleşme çabalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Enerji fiyatlarının yükselmesi ise Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı oluşturacaktır.