İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile yürütülecek olası müzakerelerin ancak iki tarafın da karşılıklı taahhütler üstlenmesi halinde mümkün olabileceğini belirtti. Pezeşkiyan, Tahran'daki bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Müzakereler, tarafların birbirlerine verdikleri sözleri yerine getirme niyetiyle başlar. Biz, anlaşmaya varıldığı takdirde, ABD'nin yaptırımları kaldırması ve İran'ın da nükleer faaliyetlerini kısıtlaması gibi somut adımları eşzamanlı olarak görmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin son dönemde İran'la dolaylı görüşmelere sıcak baktığı yönündeki haberlerin ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan ve resmi adı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olan nükleer anlaşma, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkmıştı. Trump döneminde İran'a yönelik sert yaptırımlar yeniden yürürlüğe konurken, Tahran yönetimi de uranyum zenginleştirme çalışmalarını hızlandırarak anlaşmadaki kısıtlamaları aşmıştı. Biden yönetimi, göreve geldiğinde anlaşmaya geri dönme niyetini açıklamış olsa da, şimdiye kadar somut bir ilerleme kaydedilemedi. Pezeşkiyan'ın açıklaması, İran'ın müzakerelere başlamak için ABD'den öncelikle güven verici adımlar beklediğini gösteriyor. Tahran, yaptırımların tamamen ve doğrulanabilir şekilde kaldırılmasını, ayrıca ABD'nin anlaşmadan bir daha çekilmeyeceğine dair bağlayıcı bir taahhüt vermesini talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, sadece ABD-İran ilişkileri için değil, tüm Orta Doğu'nun güvenlik mimarisi açısından kritik bir öneme sahip. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe duyuyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, İran'ın nükleer dosyasında diplomatik çözümden yana bir tutum sergiliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) son raporları, İran'ın yüzde 60'a varan oranlarda uranyum zenginleştirdiğini ortaya koyuyor ki bu, silah sınıfı malzeme üretimine oldukça yakın bir seviye. Bu durum, Batılı ülkelerin Tahran'a yönelik baskıyı artırmasına neden oluyor. Pezeşkiyan'ın müzakerelere açık kapı bırakan ancak net şartlar öne süren tavrı, İran'ın diplomatik kanalları tamamen kapatmadığını, ancak elini güçlü tutmak istediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la 500 kilometreyi aşan kara sınırına sahip olması ve enerji ithalatının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle Tahran'ın nükleer müzakerelerindeki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD-İran arasında olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini olumlu etkileyebilir; yaptırımların hafiflemesi doğalgaz ve petrol ticaretini kolaylaştırabilir. Ancak, müzakerelerin tıkanması ve gerilimin artması halinde bölgesel istikrarsızlık Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilir. Ankara, hem Washington hem de Tahran'la diyalog kanallarını açık tutarak, olası bir krizde arabulucu rolü üstlenmeyi hedefliyor.