İran'ın önde gelen yükseköğretim kurumlarından Tahran Üniversitesi, ülkede aylardır devam eden protesto dalgasına katıldıkları gerekçesiyle bir grup öğrenciyi okuldan uzaklaştırdı. Yerel medyanın aktardığına göre, öğrenciler 'yasadışı toplantılara liderlik etmek' ve 'İslam Cumhuriyeti'ne hakaret etmek' suçlamalarıyla karşı karşıya. Üniversite yönetimi, öğrencilerin disiplin soruşturması sonucunda geçici veya kalıcı olarak okuldan uzaklaştırıldığını duyurdu. Olay, 2022 sonlarında başlayan ve Mahsa Amini'nin ölümü sonrası tırmanan hükümet karşıtı protestoların üniversitelerde hâlâ etkili olduğunu gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İran'da 22 yaşındaki Kürt asıllı Mahsa Amini'nin 'ahlak polisi' tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi, geniş çaplı protestolara yol açmıştı. Özellikle üniversiteler, rejim karşıtı hareketin en önemli merkezlerinden biri haline gelmişti. Öğrenciler, başörtüsü zorunluluğu ve siyasi baskılara karşı seslerini yükseltmiş, birçok kampusta oturma eylemleri ve yürüyüşler düzenlenmişti. Tahran Üniversitesi, İran'ın en prestijli okullarından biri olarak bu protestoların odak noktalarından biri oldu. Üniversite yönetimi, hükümetin baskılarına rağmen ilk etapta öğrencilere karşı sert önlemler almaktan kaçınmıştı. Ancak son karar, rejimin muhalefeti bastırma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.
Uzaklaştırılan öğrencilerin isimleri ve sayıları tam olarak açıklanmazken, yerel kaynaklar en az 10 öğrencinin bu yaptırıma maruz kaldığını bildiriyor. Disiplin kurulu kararlarının ardından öğrenciler, eğitim haklarını kaybetmenin yanı sıra iş bulma şanslarının da ciddi şekilde azalacağı endişesini taşıyor. İran'da üniversitelerden uzaklaştırma veya atılma, özellikle devlet kurumlarında işe alınmama gibi kalıcı sonuçlar doğurabiliyor. Öğrenciler, bu tür yaptırımların sadece eğitim hayatlarını değil, geleceklerini de tehlikeye attığını dile getiriyor.
İran hükümeti, protestoları 'dış güçlerin kışkırttığı bir fitne' olarak nitelendirirken, üniversiteleri de bu tür faaliyetlerin yuvaları olarak görüyor. Son olarak İran İstihbarat Bakanlığı, üniversite kampüslerindeki 'yıkıcı unsurları' hedef alan operasyonlarda 30'dan fazla kişinin gözaltına alındığını duyurmuştu. Tahran Üniversitesi'nin kararı, bu baskı dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'daki protestolar ve ardından gelen baskılar, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. ABD ve Avrupa Birliği, İran yönetimine yönelik yeni yaptırımlar uygulamaya hazırlanırken, Birleşmiş Milletler de insan hakları ihlalleri konusunda raporlar yayımladı. Üniversite öğrencilerine yönelik bu tür yaptırımlar, rejimin meşruiyetini sorgulayan iç muhalefeti susturma çabası olarak yorumlanıyor. Bölgesel düzeyde, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'ın rakipleri, bu gelişmeleri Tahran'daki istikrarsızlığın bir göstergesi olarak kendi çıkarlarına kullanmaya çalışıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi ülkeler, İran'a uluslararası platformlarda destek vermeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki öğrenci protestoları ve baskılar, Türkiye için özellikle dış politika açısından önemli. İran'daki istikrarsızlık, iki ülke arasındaki ticaret hacmini etkileyebilir ve sınır güvenliği sorunlarını artırabilir. Türkiye, İran ile enerji alanında (doğalgaz ve petrol) iş birliği yaparken, aynı zamanda Suriye ve Irak'ta da bu ülkeyle Rekabet halinde. Protestoların İran yönetimi üzerindeki baskıyı artırması, Tahran'ın bölgesel politikalarını daha agresif hale getirebilir. Türkiye, bu süreçte hem insan hakları ilkelerini savunma hem de komşusuyla pragmatik ilişkilerini sürdürme dengesini korumak zorunda. Ayrıca, Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin benzer protestolara karışması durumunda kullanılabilecek yasal çerçeve de bu olay vesilesiyle kamuoyunda tartışmaya açılabilir.