İran'da savaş ve ABD yaptırımları nedeniyle milyonlarca kişi işini kaybetti. Ülke ekonomisi ağır darbe alırken, yaptırımların daha da sıkılaşmasıyla birçok İranlı yedek işlerinden de olmaya başladı. İran halkı geçimini sağlamakta giderek daha fazla zorlanıyor. İşsizlik ve yoksulluk, ülke genelinde günlük yaşamı derinden etkiliyor.
Savaş ve Yaptırımların Ekonomiye Etkisi
İran, uzun süredir devam eden uluslararası yaptırımların yanı sıra bölgesel çatışmaların ekonomiye yüklediği ağır maliyetle boğuşuyor. ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından uygulanan yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını neredeyse durma noktasına getirdi. Petrol gelirlerindeki büyük düşüş, hükümetin bütçesini daralttı ve kamu harcamalarını kısmasına yol açtı. Bu durum, özel sektörü de olumsuz etkiledi; birçok küçük ve orta ölçekli işletme kapanma noktasına geldi.
Savaş ortamı, özellikle sınır bölgelerinde ticaretin sekteye uğramasına neden oldu. İran'ın komşularıyla olan ticaret yolları güvenlik endişeleri nedeniyle kısıtlandı. Bu da ithalat ve ihracatı zorlaştırarak iç piyasada mal kıtlığına ve fiyat artışlarına yol açtı. Enflasyon yüzde 40'ları aşarak halkın alım gücünü ciddi şekilde düşürdü.
Yaptırımların hedef aldığı sektörler arasında bankacılık, enerji, otomotiv ve madencilik bulunuyor. Bu sektörlerde çalışan yüz binlerce kişi işini kaybetti. İşsizlik oranı resmi rakamlara göre yüzde 10'un üzerinde olsa da, bağımsız ekonomistler gerçek oranın çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik yüzde 25'i aşmış durumda.
Yedek İşler de Kaybediliyor
Ekonomik baskılar o kadar arttı ki, birçok İranlı ana işlerini kaybettikten sonra sığındıkları yedek işlerini de kaybetmeye başladı. Daha önce geçimini sağlamak için birden fazla işte çalışanlar, şimdi bu işleri de bulamıyor. Örneğin, taksi şoförlüğü, sokak satıcılığı veya serbest danışmanlık gibi güvencesiz işlerde çalışanlar, artan maliyetler ve azalan talep nedeniyle gelirlerinin önemli bir kısmını yitirdi.
Yaptırımların sıkılaşması, İran'ın uluslararası bankacılık sisteminden daha da izole olmasına neden oldu. Bu durum, yurt dışından para transferini zorlaştırarak, yurt dışında çalışan İranlıların ailelerine gönderdiği dövizleri bile engelledi. Döviz kurlarındaki dalgalanma, ithal ürünlere bağımlı işletmelerin maliyetlerini artırdı. Birçok esnaf, stoklarını yenileyemez hale geldi ve kepenk indirmek zorunda kaldı.
Hükümet, ekonomik krizi hafifletmek için çeşitli önlemler açıkladı. Ancak uluslararası yaptırımlar nedeniyle bu önlemler sınırlı kalıyor. İran Merkez Bankası, döviz rezervlerini korumak için sıkı para politikası uyguluyor, fakat bu da iç piyasada likidite sıkıntısına yol açıyor. Kredi faizleri yükselirken, işletmeler yatırım yapamaz hale geldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki ekonomik çöküş, sadece ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da endişe verici. İran, Orta Doğu'da önemli bir aktör ve ekonomik istikrarsızlık, komşu ülkelere de yayılabilir. Irak, Afganistan ve Türkiye gibi ülkeler, İran ile ticari ilişkileri nedeniyle olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, İran'dan göç dalgası potansiyeli, bölgesel göç dinamiklerini değiştirebilir.
Küresel petrol piyasaları da İran'daki gelişmelerden etkileniyor. İran'ın petrol ihracatındaki kesintiler, arz talep dengesini bozarak fiyatları yukarı çekebilir. Ancak şu an için diğer üreticilerin devreye girmesiyle fiyatlar görece istikrarlı. Yine de jeopolitik riskler, enerji piyasalarında belirsizliği artırıyor.
Uluslararası toplum, İran'a uygulanan yaptırımların insani boyutunu tartışıyor. Birleşmiş Milletler ve bazı sivil toplum kuruluşları, yaptırımların halk üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. İran hükümeti ise yaptırımların haksız olduğunu ve halkın cezalandırıldığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik daralma, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. İran, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri; karşılıklı ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolar civarında. Yaptırımlar nedeniyle İran'ın satın alma gücü düşerken, Türk ihracatçıları pazar kaybediyor. Ayrıca, İran'dan Türkiye'ye yönelik göç ve sığınma talepleri artabilir. Enerji açısından, Türkiye İran doğal gazına bağımlı; olası bir kesinti enerji güvenliğini tehdit eder. Türkiye, denge politikası izleyerek hem ABD yaptırımlarına uyum sağlamaya hem de İran ile ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Bölgesel istikrar için İran'ın ekonomik toparlanması kritik.