İran Meclisi'nde etkili bir isim, ABD'nin Orta Doğu'dan yakında çekileceğini ve İsrail'in 'günlerinin sayılı' olduğunu öne sürdü. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan habere göre, bu açıklama Tahran'ın bölgesel rakiplerine yönelik sert mesajlarını sürdürdüğü bir dönemde geldi. Milletvekilinin kimliği ve açıklamanın tam zamanı henüz netleşmedi, ancak sözler İran'ın resmi pozisyonuna yakın çevreler tarafından dile getirildi.
Açıklamanın Arka Planı ve Bölgesel Gerilim
İranlı milletvekilinin sözleri, son aylarda İsrail ile Hamas arasındaki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı bir ortamda yankı buldu. İran, uzun süredir ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını bölgesel istikrarsızlığın ana kaynağı olarak gösteriyor ve özellikle Irak ve Suriye'deki üslerini hedef alan grupları desteklemekle suçlanıyor. Milletvekilinin ifadeleri, Tahran'ın ABD'nin bölgedeki nüfuzunun azalacağına dair beklentisini yansıtıyor. Aynı zamanda İsrail'e yönelik 'günleri sayılı' söylemi, İran'ın İsrail'in varlığını tanımadığı yönündeki resmi politikasının bir uzantısı.
ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, özellikle Irak ve Suriye'de konuşlu binlerce asker ve Körfez ülkelerindeki üslerle sürüyor. Ancak Washington, son yıllarda Asya-Pasifik'e öncelik veren bir strateji izliyor ve Orta Doğu'daki angajmanını gözden geçiriyor. İran yönetimi, bu eğilimi kendi lehine bir fırsat olarak görüyor ve bölgesel müttefikleri aracılığıyla nüfuzunu genişletmeyi hedefliyor. Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer programını ve bölgesel milis güçlerini kendisi için en büyük tehdit olarak tanımlıyor ve İran'a yönelik gizli operasyonlarını sürdürüyor.
Milletvekilinin açıklaması, İran'ın son dönemdeki diplomatik ve askeri hamleleriyle uyumlu. Tahran, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecini sürdürürken, aynı zamanda Direniş Ekseni olarak adlandırılan Lübnan Hizbullahı, Yemen'deki Husiler, Irak'taki Şii milisler ve Hamas gibi yapıları desteklemeye devam ediyor. Bu strateji, İran'ın doğrudan bir savaşa girmeden bölgesel denklemi şekillendirme çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın sert söylemi, yalnızca İsrail'e değil, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki müttefiklerine de bir mesaj niteliğinde. Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programı ve füze kapasitesinden endişe duyarken, aynı zamanda ekonomik ilişkilerini de geliştirmek istiyor. ABD'nin bölgeden çekileceği iddiası, bu ülkelerin güvenlik hesaplarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Nitekim Suudi Arabistan ve BAE, son yıllarda Çin ve Rusya ile de ilişkilerini güçlendiriyor.
İsrail cephesinde ise yönetim, İran'ın söylemlerini ciddiye alıyor ve askeri hazırlıklarını sürdürüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı için planlarını güncel tutuyor. Ayrıca ABD ile İsrail arasındaki istihbarat ve savunma işbirliği, İran'ın bölgesel faaliyetlerini yakından izliyor. İranlı milletvekilinin 'günleri sayılı' ifadesi, İsrail tarafından propaganda olarak nitelendiriliyor ve caydırıcılık mesajı olarak görülüyor.
Uluslararası toplum ise İran'ın açıklamalarını endişeyle karşılıyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, bölgede tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaparken, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler de belirsizliğini koruyor. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) ABD'nin 2018'de çekilmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için yeni bir anlaşma arayışında, ancak taraflar arasındaki güvensizlik devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İranlı milletvekilinin açıklamaları, Türkiye'nin Orta Doğu'daki dengeleri yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Türkiye, hem İran hem de İsrail ile ilişkilerini yönetmeye çalışırken, ABD'nin bölgedeki olası bir çekilmesi Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını etkileyebilir. İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleri, Türkiye'nin sınır güvenliği için risk oluşturuyor. Öte yandan Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde ve bölgesel istikrarın korunmasında rol oynamak istiyor. ABD'nin çekilmesi durumunda Türkiye'nin bölgede daha fazla sorumluluk alması gerekebilir. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri yakından takip ediyor ve diplomatik kanalları açık tutuyor.