İran ve Umman, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilerden nakliye ücreti almayı planlıyor. İki ülkenin ortak girişimi, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda yeni bir düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedefliyor. Plan kapsamında, boğazı kullanan tanker ve yük gemilerinden tonaj ve yük türüne göre değişen ücretler alınması öngörülüyor. Bu adım, uluslararası deniz hukuku çerçevesinde tartışmalara yol açarken, bölgedeki jeopolitik gerilimleri de artırabilir.
Gelişmenin arka planı
İran ve Umman, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminde ortak bir pozisyon benimseyerek, geçiş güvenliğini sağlama ve altyapı masraflarını karşılama gerekçesiyle ücretlendirme yapmayı planlıyor. İki ülke daha önce de boğazdaki iş birliğini derinleştirmek için anlaşmalar imzalamıştı. Ancak bu yeni hamle, özellikle Basra Körfezi’ne kıyısı olan diğer ülkelerin ve uluslararası gemicilik şirketlerinin tepkisini çekebilir. Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE gibi ülkeler, petrol ihracatlarının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden yapıyor.
İran, daha önce de boğazı kapatma tehditleriyle gündeme gelmişti. Ancak bu kez daha sistematik bir yaklaşımla, geçişlerden düzenli gelir elde etmeyi amaçlıyor. Umman ise daha ılımlı bir tutum sergileyerek, uluslararası toplumla iş birliği içinde bir model oluşturmak istiyor. Bununla birlikte, iki ülkenin bu girişimi, ABD ve müttefiklerinin serbest seyrüsefer ilkesiyle çelişiyor.
Konuya yakın kaynaklar, ücretlendirmenin kademeli olarak uygulanacağını ve ilk etapta sadece belirli tonajın üzerindeki gemileri kapsayacağını belirtiyor. Ancak planın ne zaman yürürlüğe gireceği henüz net değil. İran ve Umman, boğazın her iki yakasında da denetim noktaları kurmayı ve geçişleri dijital sistemle takip etmeyi planlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya enerji güvenliği açısından kilit bir noktada yer alıyor. Günde yaklaşık 20 milyon varil petrol buradan geçiyor. Olası bir ücretlendirme, petrol fiyatlarında dalgalanmalara ve nakliye maliyetlerinde artışa yol açabilir. Bu durum özellikle Çin, Hindistan ve Japonya gibi büyük petrol ithalatçılarını olumsuz etkileyecek.
ABD ve Avrupa Birliği, serbest seyrüsefer hakkını savunan açıklamalar yaparak bu girişime karşı çıkabilir. Ancak İran’ın bölgedeki askeri varlığı ve Umman’ın arabulucu rolü, uluslararası toplumun tepkisini sınırlayabilir. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ise kendi çıkarları doğrultusunda İran ve Umman’la müzakereye yanaşabilir.
Uzmanlar, bu adımın İran’ın ekonomik sıkışıklığını hafifletme ve uluslararası yaptırımları delme çabasının bir parçası olduğunu düşünüyor. Umman ise tarafsız imajını koruyarak bölgesel bir enerji merkezi olma hedefini güdüyor. Ancak iki ülkenin bu planı, bölgedeki mevcut güç dengelerini yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı’ndaki bu gelişmeyi yakından takip etmeli. Olası ücret artışları, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz maliyetlerini yükseltebilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türk gemilerinin boğazdan geçişinde ek maliyetler oluşabilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki enerji politikalarını da etkileyebilir. Ankara’nın, hem kendi çıkarlarını korumak hem de uluslararası deniz hukukunun ihlal edilmemesi için diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.