İran ve Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı’nda bir haftadır devam eden karşılıklı saldırıları durdurma ve diplomatik kanalları yeniden açma konusunda anlaştı. Bölgesel krizin sona ermesini sağlayacak bu adım, Tahran’ın geçtiğimiz hafta Singapur bayraklı bir yük gemisine düzenlediği füze saldırısının ardından tırmanan gerilimi sonlandırmayı hedefliyor. İki taraf da doğrudan çatışmanın eşiğinden dönerek, özellikle Körfez’deki ticaret gemilerinin güvenliği ve enerji akışı üzerindeki tehditleri azaltmak için müzakere masasına dönme kararı aldı. Anlaşmanın, Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda ve Umman’ın ev sahipliğinde yapılması planlanan bir toplantıyla resmileşmesi bekleniyor.
Çatışmanın arka planı
İran’ın geçtiğimiz hafta Hürmüz Boğazı’nda Singapur bayraklı bir kargo gemisine yönelik füze saldırısı, bölgede tansiyonun hızla yükselmesine neden oldu. Gemide bulunan 20’den fazla mürettebatın güvende olduğu bildirilirken, saldırının ardından ABD, Körfez’deki askeri varlığını artırdı ve İran’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz kuvvetlerine karşı bir dizi misilleme harekâtı başlattı. Misillemelerde İran’ın askeri tekneleri ve kıyı savunma mevzileri hedef alındı. Tahran yönetimi ise saldırıların sürdüğü her gün için intikam tehdidinde bulunuyordu. Bu süreç, her iki ülkenin de savaş makinelerini çalıştırdığı ve uluslararası deniz ticaretinin kilit noktasında ciddi bir krize yol açtı. Anlaşma, tırmanan bu gerilimi yatıştırmak üzere acilen devreye sokuldu.
Diplomatik kaynaklara göre, müzakerelerin ana gündem maddeleri arasında Hürmüz Boğazı’nda seyir güvenliğinin sağlanması, nükleer programın denetlenmesi ve yaptırımların hafifletilmesi bulunuyor. Geçmişte Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (KOEP) Trump’ın 2018’de çekilmesiyle sekteye uğrayan diplomatik süreç, Biden yönetimiyle yeniden başlamış ancak tam olarak ilerlememişti. Tarafların, mevcut krizi fırsata çevirerek kapsamlı bir anlaşma zemini yaratabileceği belirtiliyor. Ateşkesin kalıcı olması için her iki ülkenin de taviz vermesi gerekecek.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Bu dar su yolundaki herhangi bir sürtüşme, küresel enerji fiyatlarını anında etkiliyor. Geçtiğimiz haftaki saldırı ve misillemelerin ardından petrol varil fiyatı yüzde 8’in üzerinde yükselmiş, borsalarda belirsizlik dalgası yaratmıştı. Anlaşma haberiyle birlikte petrol fiyatları yeniden gerilerken, piyasalarda rahatlama hissediliyor. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve BAE, çatışmanın sonlandırılmasından memnun; ancak İsrail, İran’ın nükleer programına ilişkin endişelerini sürdürüyor. ABD’nin bu anlaşmayla Orta Doğu’daki askeri yükünü bir nebze olsun hafifletmeyi ve dikkatini Asya-Pasifik’e çevirmeyi planladığı yorumları yapılıyor. Anlaşma, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin enerji arzı güvenliği açısından da kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de ABD ile iş birliğini sürdüren nadir ülkelerden biri. Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik, Türkiye’nin enerji ithalatı fiyatlarını ve İran’la ticaretini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Bu nedenle Ankara, krizin başından itibaren diyalog çağrısı yapıyordu. Anlaşma, Türkiye’nin enerji maliyetlerini kontrol altında tutmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, Irak ve Suriye gibi bölgesel dosyalarda İran’la iş birliğini kolaylaştırabilecek bir atmosfer yaratıyor. Ancak ABD’nin yaptırım rejiminde bir değişiklik olup olmayacağı belirsiz; bu nedenle Türkiye, süreci dikkatle izliyor.