ABD, İran'ın güneyinde yer alan ve "radar tesisleri" olarak tanımladığı noktalara füze saldırıları düzenlerken, Tahran yönetimi insansız hava araçları (İHA) ile karşılık verdi. Taraflar arasında aylardır süren dolaylı çatışma, son 24 saatte doğrudan bir askeri karşılaşmaya dönüştü. Pentagon kaynakları, İran yapımı birden fazla İHA'nın Basra Körfezi üzerinde ABD savaş gemileri tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Bu gelişmeler, bölgede 2015 nükleer anlaşması sonrası sağlanan kırılgan ateşkesin tamamen çökme riskini beraberinde getiriyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları "meşru müdafaa" olarak nitelendirirken, ABD Başkanı ise İran'ın provokasyonlarına karşı koyma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.
Gelişmenin arka planı: Gerilim tırmanıyor
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran'ın güneyindeki Buşehr ve Hürmüzgan eyaletlerinde bulunan üç radar tesisinin hassas güdümlü füzelerle vurulduğu belirtildi. Açıklamada, bu tesislerin İran'ın hava savunma ağının kritik bileşenleri olduğu ve bölgede ABD insansız hava araçlarına yönelik tehdit oluşturduğu kaydedildi. Saldırı öncesinde ABD'ye ait bir MQ-9 Reaper tipi İHA'nın İran yapımı bir füze tarafından düşürüldüğü iddia ediliyor.
İran tarafı ise ABD'nin saldırılarına karşılık olarak, ülkenin güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletindeki bir üsten ABD insansız hava araçlarına yönelik operasyon başlattığını duyurdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı hava kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, "düşmanın saldırılarına misliyle karşılık verildiği" ifade edildi. Bölgedeki bağımsız kaynaklar, İran'ın kullandığı Şahid-136 tipi kamikaze dronların bir kısmının ABD savunma sistemlerince imha edildiğini, ancak bazılarının hedeflerine ulaştığını bildiriyor.
İki ülke arasındaki bu doğrudan askeri temas, 2020 yılında ABD'nin Bağdat'ta İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından en ciddi karşılaşma olarak kayıtlara geçti. O tarihten bu yana taraflar, vekil güçler ve siber saldırılar üzerinden dolaylı çatışmayı sürdürüyordu. Özellikle İran'ın nükleer programına ilişkin Viyana müzakerelerinin 2023 sonunda askıya alınması, gerilimi yeniden tırmandırmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları yükseldi, komşular tedirgin
İran-ABD çatışması, küresel enerji piyasalarında hemen yankı buldu. Brent petrolün varil fiyatı saldırı haberlerinin ardından %4,5 artışla 92 dolara yükseldi. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin tehlikeye girmesi halinde fiyatların 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Dünya ham petrol ihracatının yaklaşık beşte biri bu dar boğazdan geçiyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri, tırmanan gerilimden duydukları endişeyi dile getirdi. Riyad yönetimi, hem ABD'nin bölgedeki askeri varlığını desteklediğini hem de İran'la diyaloğu sürdürme niyetinde olduğunu belirten karma mesajlar veriyor. Bu ülkeler, İran'la 2023'te Çin arabuluculuğunda imzaladıkları uzlaşma anlaşmasının korunmasından yana.
Öte yandan Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısında bulundu. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, "Bölgede gerginliğin artması kimsenin çıkarına değildir" derken, Pekin yönetimi BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplanmasını talep etti. Avrupa Birliği, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin bu krizle birlikte yeniden uluslararası gündeme geleceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu doğrudan askeri karşılaşmadan doğrudan etkilenmese de bölgesel istikrarsızlığın sonuçlarına katlanmak zorunda kalabilir. Öncelikle, enerji maliyetlerindeki artış, cari açıkla mücadele eden Türkiye ekonomisi için ek yük anlamına geliyor. İkinci olarak, İran'ın kuzeybatı sınırında yaşanacak bir çatışma, Türkiye'nin PKK/KCK'ya karşı yürüttüğü mücadelede İran'ın tutumunu etkileyebilir. Ankara, Tahran'la güvenlik işbirliğini sürdürmek isterken, ABD ile olan NATO müttefikliği nedeniyle iki ülke arasında denge politikası izlemek durumunda. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki vekil güçler üzerinden yaşanacak bir İran-ABD çatışması, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını ve bölgesel nüfuzunu doğrudan etkileyebilir.