İran, Umman ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve gaz sevkiyatının güvenliğini sağlayacak bir anlaşmaya yaklaştığı bildiriliyor. Böyle bir anlaşmanın, dünya enerji arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik suyolunda seyrüseferi yeniden tesis edebileceği ve Tahran ile Washington arasında daha geniş kapsamlı barış görüşmelerinin önünü açabileceği belirtiliyor. Görüşmelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman, iki ülke arasındaki gerilimi azaltmayı hedefliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Ayrıntılar
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya ham petrol ihracatının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir geçiş noktasıdır. Son yıllarda, İran ile ABD arasındaki gerginlikler, Boğaz'da çok sayıda gemiye el konulması ve saldırı düzenlenmesi gibi olaylara yol açmıştı. Bu durum, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına ve deniz ticaretine yönelik endişelere neden olmuştu.
Reuters'ın haberine göre, üç ülke arasında yürütülen müzakereler sonucunda, Hürmüz Boğazı ve çevresinde deniz güvenliğini artıracak bir anlaşma taslağı hazırlandı. Anlaşma, gemilerin güvenli geçişini sağlamak, askeri riskleri azaltmak ve olası çatışmaları önlemek için mekanizmalar öngörüyor. Görüşmelerin başkent Maskat'ta gerçekleştirildiği ve Ummanlı yetkililerin taraflar arasında mekik diplomasisi yürüttüğü ifade ediliyor.
Anlaşmanın, İran'ın nükleer programı konusundaki uluslararası müzakerelerin de önünü açması bekleniyor. 2015'te imzalanan ve 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılmasına yönelik görüşmeler, Hürmüz'deki güvenlik işbirliğinin ardından ivme kazanabilir. Analistler, bu anlaşmayı, iki ülke arasındaki ilişkilerin yumuşaması için bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik anlaşması, sadece İran ve ABD'yi değil, aynı zamanda bölge ülkelerini ve küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak gibi ülkeler, petrol ihracatını bu boğaz üzerinden yapıyor. Bu nedenle, anlaşmanın sağlanması, bölgesel istikrara önemli bir katkı sağlayabilir ve enerji arz güvenliğini artırabilir.
Çin ve Hindistan gibi büyük enerji tüketicileri de bu gelişmeyi dikkatle izliyor. Çin, İran'dan yaptığı ham petrol ithalatını artırırken, ABD'nin yaptırımları nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor. Anlaşmanın sağlanması, Çin'in enerji arzını güvence altına almasına yardımcı olabilir. Öte yandan, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, İran'la yapılacak her türlü anlaşmanın, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu artırmasından endişe duyuyor.
Uzmanlar, anlaşmanın imzalanması halinde, bölgede askeri gerilimin düşmesine ve ekonomik işbirliğinin artmasına yol açabileceğini belirtiyor. Ancak, anlaşmanın uygulanmasının ve sürdürülebilirliğinin, tarafların niyetine ve güven artırıcı adımlara bağlı olduğu vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda sağlanacak bir güvenlik anlaşması, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, enerji ithalatının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden yapmaktadır; özellikle İran, Rusya ve Azerbaycan'dan gelen doğal gaz ve petrol boru hatlarının yanı sıra, Basra Körfezi'nden gelen LNG ve ham petrol sevkiyatları bu güzergâhı kullanmaktadır. Anlaşma, enerji arz güvenliğini artıracak ve Türkiye'nin enerji maliyetlerini olumlu etkileyecektir. Ayrıca, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrar çabalarıyla örtüşen bu adım, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel denklemi açısından da önemlidir. Türkiye, İran'la ticari ilişkilerini geliştirirken, ABD ile de müttefiklik bağlarını sürdürmektedir; bu anlaşma, iki ülkeyle ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir.