İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pazar günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kasım ayındaki ara seçimlerin ardından rejime yönelik yeni saldırılar için yetki vermesi durumunda ülkesinin ABD ile çatışmanın yeniden başlamasına "tamamen hazır" olduğunu belirtti. Arakçi, NBC News'ten Kristen Welker'e "Meet the Press" programında verdiği röportajda bu ifadeleri kullandı.
Gelişmenin arka planı
İranlı yetkilinin bu açıklaması, Tahran ile Washington arasındaki gerilimin son aylarda yeniden tırmanmasının ardından geldi. ABD yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerini gerekçe göstererek çeşitli yaptırımlar uygulamış, Körfez'de askeri varlığını artırmıştı. Arakçi'nin sözleri, ABD'nin olası bir askeri hamlesine karşı İran'ın caydırıcılık mesajı olarak yorumlanıyor. İran daha önce de benzer açıklamalarla olası bir saldırıya karşı hazır olduğunu vurgulamıştı.
Trump yönetimi, İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürürken, Beyaz Saray'dan henüz Arakçi'nin açıklamalarına resmi bir yanıt gelmedi. Ancak ABD yetkilileri, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla istikrarsızlık yarattığını savunuyor. Ara seçimler öncesinde ABD iç siyasetinde İran konusunun nasıl bir yer tutacağı merak ediliyor. Uzmanlar, Trump'ın seçim sonrası dönemde İran'a yönelik daha sert adımlar atabileceğini, bunun da bölgesel bir tırmanmaya yol açabileceğini belirtiyor.
Arakçi'nin röportajının tamamı henüz yayınlanmadı; ancak NBC News'un aktardığına göre Bakan, İran'ın savunma kapasitesinin her türlü tehdide yanıt verecek düzeyde olduğunu ifade etti. İran, son yıllarda balistik füze programını ve insansız hava aracı yeteneklerini geliştirmiş, bölgesel müttefikleriyle askeri iş birliğini derinleştirmişti. Bu bağlamda Tahran, olası bir çatışmada Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini sık sık dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD gerilimi, Orta Doğu'nun genel istikrarı açısından kritik önemde. Körfez ülkeleri, olası bir çatışmanın enerji arz güvenliğini tehdit etmesinden endişe ediyor. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin İran'a destek mesajları veriyor. ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesi, küresel petrol fiyatlarını yükseltebilir ve dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer anlaşmadan (JCPOA) kademeli olarak çekilmesi, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor.
Trump'ın ara seçimler sonrası İran'a yönelik yeni yaptırımlar veya askeri seçenekleri masaya getirmesi, Tahran'ın bölgesel müttefikleri olan Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil güçleri harekete geçirmesine yol açabilir. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı için ABD'den yeşil ışık bekliyor. Suudi Arabistan ve BAE ise İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı savunma sistemlerini güçlendiriyor.
Diplomatik kanallar şu an için kapalı görünüyor. İran, ABD ile doğrudan görüşmelere ancak yaptırımların kaldırılması ve nükleer anlaşmaya dönülmesi şartıyla açık olduğunu belirtiyor. Washington ise İran'ın bölgesel politikalarını değiştirmesini ve füze programını sınırlandırmasını talep ediyor. Bu karşılıklı sert tutumlar, kısa vadede bir yumuşama ihtimalini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor ve iki ülke arasında önemli ticaret hacmi bulunuyor. Olası bir çatışma, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin sınır güvenliğini ve ekonomik istikrarını tehdit edebilir. Ayrıca, İran'ın enerji ihracatındaki olası kesintiler, Türkiye'nin doğalgaz tedarikinde sorun yaratabilir. Türkiye, taraflar arasında diplomatik çözüm için arabuluculuk yapabilecek kapasitede; ancak ABD'nin sert tutumu ve İran'ın direnci, Ankara'nın manevra alanını sınırlıyor. Bölgesel bir savaş, Türkiye'ye yönelik mülteci akınını ve terör tehdidini de artırabilir.