İran yönetimi, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın öngörülemez ve 'psikopat' olarak nitelendirilen davranışlarını anlamak ve buna uygun stratejiler geliştirmek amacıyla bir grup psikologdan danışmanlık hizmeti aldı. Orta Doğu merkezli Middle East Eye'ın haberine göre, bu danışmanlık süreci Trump'ın başkanlık dönemi boyunca devam etti ve İranlı yetkililerin ABD ile müzakere ve çatışma taktiklerini belirlemesinde etkili oldu. İran Dışişleri Bakanlığı'na bağlı bir birim tarafından yürütülen bu çalışma, Trump'ın kişilik özelliklerini analiz ederek kararlarında nasıl bir yol izleyeceğini öngörmeyi hedefliyordu.
Psikolojik analiz ve diplomatik strateji
İranlı diplomatlar ve istihbarat uzmanları, Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, onun sıra dışı liderlik tarzının uluslararası diplomaside yeni bir dönem başlattığını fark etti. Trump'ın anlaşmalardan çekilmesi, sosyal medya üzerinden yaptığı ani açıklamalar ve müttefiklerle yaşadığı gerilimler, Tahran'da bir kriz yönetimi ekibinin oluşturulmasına yol açtı. Habere göre, bu ekip, Trump'ın konuşmalarını, tweetlerini ve karar alma süreçlerini psikolojik açıdan inceleyen uzmanlarla çalıştı. Psikologlar, Trump'ın narsisistik eğilimler, dürtüsellik ve empati eksikliği gibi özelliklerini vurgulayarak, İranlı yetkililere bu zayıf noktalar üzerinden nasıl bir iletişim kurmaları gerektiği konusunda tavsiyelerde bulundu. Özellikle 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan yaptırımlar sırasında bu analizlerin kritik önem taşıdığı belirtiliyor. İran, Trump'ın sert söylemlerine rağmen savaş eşiğinden dönmeyi başardı ve bu süreçte psikolojik danışmanlığın etkisi olduğu ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın başkanlığı döneminde İran-ABD ilişkileri tarihinin en gergin dönemlerinden birini yaşadı. ABD'nin İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü listesine alması, İranlı general Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması gibi olaylar, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. İran'ın psikolog kullanması, devletlerin uluslararası ilişkilerde liderlerin kişilik özelliklerini analiz etmek için giderek daha fazla psikolojik yöntemlere başvurduğunu gösteriyor. Bu durum, diplomasinin geleneksel araçlarının yanı sıra, liderlerin davranış bilimleriyle incelenmesinin önemini ortaya koyuyor. Öte yandan, bu tür bir yaklaşımın etik boyutları da tartışma konusu: Bir ülkenin liderinin psikolojik olarak etiketlenmesi, uluslararası hukuk ve diplomatik normlar açısından soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Trump yönetimi karşısında psikolojik danışmanlık alması, Türkiye'nin de benzer şekilde uluslararası aktörlerin liderlik profillerini analiz ettiğine işaret ediyor. Türkiye, özellikle ABD ve Rusya gibi ülkelerle ilişkilerinde, liderlerin öngörülemez davranışlarına karşı hazırlıklı olmak için istihbarat ve diplomatik birimlerinde psikolojik analizlere yer verebilir. Bu yöntem, Türk dış politikasının kriz yönetimi kapasitesini artırabilir. Ancak, bu tür analizlerin gizlilik ve ulusal güvenlik boyutu da dikkatle ele alınmalıdır. Bölgesel düzeyde, İran'ın bu stratejisi, Türkiye ile İran arasındaki rekabetçi ilişkilerde Tahran'ın ABD karşısında kazandığı deneyimi, Ankara'ya karşı da kullanma potansiyeli taşıyor.