İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda zarar gören gemiler için İran'ın dondurulmuş varlıklarını kullanma planının 'tehlikeli bir emsal' oluşturacağı ve 'kaosa' yol açacağı uyarısında bulundu. Erakçi, hiçbir ülkenin fonlarının güvende olamayacağını belirterek, bu tür bir adımın uluslararası hukuku ihlal edeceğini ve küresel finansal sistemi istikrarsızlaştıracağını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran'ın dondurulmuş varlıklarını kullanma planı, Hürmüz Boğazı'nda son dönemde artan gerilimlerin bir parçası olarak gündeme geldi. İran, geçtiğimiz aylarda bölgedeki ticari gemilere yönelik saldırılar ve alıkoymalarla suçlanıyor. Washington, bu saldırılarda zarar gören gemilerin tazminatı için Tahran'ın yurtdışındaki hesaplarında bulunan milyarlarca dolarlık varlığı kullanmayı öneriyor.
Erakçi, devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, 'Bu öneri, uluslararası ilişkilerde tehlikeli bir emsal teşkil eder. Eğer bir ülke başka bir ülkenin varlıklarına bu şekilde el koyarsa, hiçbir ülkenin fonları güvende olmaz' dedi. İranlı Bakan, bu hamlenin sadece İran'ı değil, tüm ülkeleri etkileyecek bir 'kaos' yaratacağını vurguladı.
Uzmanlar, ABD'nin bu planının hukuki olarak tartışmalı olduğunu ve uluslararası hukukta yaptırım uygulanan bir ülkenin varlıklarının tazminat amaçlı kullanılmasının yaygın bir uygulama olmadığını belirtiyor. Daha önce uluslararası mahkemeler, bazı ülkelerin dondurulmuş varlıklarına el konulmasına yönelik kararlar almış olsa da, bu genellikle uzun süreli hukuki süreçler gerektiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği açısından hayati önem taşıyor. Burada yaşanacak herhangi bir gerginlik, uluslararası petrol fiyatlarının dalgalanmasına ve küresel ekonomide belirsizliklere yol açabilir. İran'ın bu sert tepkisi, bölgedeki gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret ediyor.
ABD ile İran arasındaki bu yeni anlaşmazlık, 2015 nükleer anlaşmasından ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle başlayan ve sonrasında artan yaptırımlarla devam eden sürecin bir parçası olarak görülüyor. İran, ekonomisini zor durumda bırakan yaptırımlara rağmen, dondurulmuş varlıklarına el konulmasına izin vermeyeceğini ve buna karşılık vereceğini belirtiyor.
Uluslararası toplum, bu gelişmeyi endişeyle izliyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler, İran'ın yanında yer alarak ABD'nin bu girişimine karşı çıkabileceklerini sinyali veriyor. Bu durum, küresel güç mücadelelerinde yeni bir cephe açabilir ve bölgedeki istikrarı daha da zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve dış politikası açısından önemli etkiler taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarın korunmasına büyük önem veriyor. Boğaz'daki herhangi bir kesinti, petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesine neden olarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini olumsuz etkileyebilir ve cari açığını genişletebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile hem ekonomik hem de enerji alanında işbirliği yapması, Ankara'nın bu konuda dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini hem de komşusu İran ile olan işbirliğini korumak için diplomatik çabalara öncelik vermesi bekleniyor.