ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik açıkladığı yeni ekonomik yaptırım paketi, Washington ile Pekin arasında yeni bir ticaret savaşının kapısını aralayabilir. Yaptırımların İran petrolü satın alan Çinli şirketleri hedef alması, Çin hükümetinin sert tepkisine yol açtı. Pekin, yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek misilleme sinyali verdi. Uzmanlar, hamlenin ABD-Çin ilişkilerinde zaten var olan gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Yaptırımların Arka Planı
Trump yönetimi, İran'ın nükleer programını ve bölgesel etkisini sınırlamak amacıyla kapsamlı bir ekonomik baskı kampanyası başlattı. İlk olarak 2018'de ABD'nin İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesiyle başlayan süreç, İran'a yönelik yaptırımların kademeli olarak sıkılaştırılmasıyla devam etti. Son açıklanan paket, İran'ın petrol ihracatını hedef alan en sert adım olarak nitelendiriliyor. ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolü taşıyan tankerlere ve bu ticareti finanse eden kuruluşlara yönelik yaptırımları genişletti. Yaptırımlar, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumundaki Çin'e doğrudan dokunuyor.
Çin, İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 25'ini tek başına karşılıyor. 2023 verilerine göre Çin, günde ortalama 1 milyon varilin üzerinde İran petrolü ithal ediyor. Bu ticaret, çoğunlukla ABD doları dışındaki para birimleriyle ve deniz yoluyla yapılıyor. Yaptırımların sıkılaştırılması, Çinli rafineriler ve denizcilik şirketleri için ciddi mali riskler doğuruyor. ABD yetkilileri, yaptırımlara uymayan şirketlerin ABD finansal sisteminden dışlanabileceğini açıkça belirtti. Bu tehdit, küresel ticaretin büyük bölümünü kontrol eden ABD bankacılık sistemi nedeniyle Çinli firmalar için caydırıcı olabilir. Ancak Pekin, kendi enerji güvenliğini ve ticaret ortaklıklarını korumakta kararlı görünüyor.
Trump yönetimi, yaptırımları "ekonomik D-Day" olarak tanımlayarak İran ekonomisini tamamen izole etmeyi hedefliyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "İran rejiminin terörizme verdiği desteği ve nükleer silah arayışını sonlandırmak için azami baskı uyguluyoruz" denildi. Ancak bu politikalar, ABD'nin müttefikleri arasında da rahatsızlık yaratıyor. Avrupa Birliği, yaptırımların İran halkını olumsuz etkileyeceğini ve diplomatik çözümü zorlaştıracağını savunuyor. Rusya da yaptırımlara karşı çıkarak İran ile işbirliğini sürdüreceğini bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, yalnızca ikili ilişkileri değil, küresel enerji piyasalarını ve ticaret dengesini de etkiliyor. İran petrolünün büyük ölçüde Asya pazarına yönelmesi, Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri doğrudan ilgilendiriyor. Çin, yaptırımlara uymayarak İran'dan petrol almaya devam ederse, ABD ile ticaret savaşı riski artacak. Zaten 2018'den bu yana devam eden ABD-Çin ticaret savaşı, karşılıklı gümrük tarifeleri ve teknoloji yasaklarıyla derinleşmiş durumda. Yeni yaptırımlar, bu rekabeti enerji alanına taşıyabilir.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptırımları "tek taraflı ve hukuka aykırı" olarak nitelendirerek, "Çin'in meşru ticari çıkarlarını korumak için gerekli karşılığı vereceğiz" dedi. Bu açıklama, Pekin'in misilleme olarak ABD şirketlerine yönelik yaptırımlar veya nadir toprak elementleri ihracatında kısıtlama gibi adımlar atabileceği yorumlarına yol açtı. ABD'nin İran yaptırımları, aynı zamanda Kuzey Kore ve Venezuela gibi diğer yaptırım rejimleriyle birleşerek küresel ticaretin parçalanmasına katkıda bulunuyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kuralları, bu tür tek taraflı yaptırımların meşruiyeti konusunda belirsizlik taşıyor.
Askeri açıdan da gerilim yükseliyor. ABD, Basra Körfezi'ne uçak gemisi ve bombardıman uçakları konuşlandırarak İran'a gözdağı verdi. İran ise Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulundu. Bu boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir nokta. Olası bir çatışma, petrol fiyatlarını tarihi zirvelere taşıyabilir ve küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'a yönelik ABD yaptırımlarından doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Enerji ithalatında İran'ın payı yüksek; Türkiye, doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor. Yaptırımların genişlemesi, Türkiye'nin enerji güvenliğini riske atabilir ve ekonomik maliyetleri artırabilir. Ayrıca Türkiye, ABD ile İran arasında denge politikası izliyor. Yaptırımlara uymak zorunda kalırsa İran ile ilişkileri bozulabilir; uymazsa ABD'nin yaptırımlarıyla karşılaşabilir. Bu ikilem, Türk dış politikasını zorluyor. Bölgesel istikrar açısından da yaptırımların İran'ı köşeye sıkıştırması, Orta Doğu'da yeni çatışmalara zemin hazırlayabilir. Türkiye, diplomatik çözüm için çağrı yapmayı sürdürüyor.