İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Suudi Arabistan ve Yemen'deki Husi yönetimine iletilen arabuluculuk girişimine henüz yanıt gelmediğini duyurdu. Bakan, Tahran'ın bölgesel gerilimi düşürmek için başlattığı diplomatik çabaların sürdüğünü ancak muhataplardan resmi bir dönüş alınamadığını belirtti. Açıklama, Yemen krizinde kalıcı ateşkes ve siyasi çözüm arayışlarının tıkandığı bir dönemde geldi.
Girişimin arka planı ve tarafların tutumu
İran'ın arabuluculuk çabası, Yemen'de Husi grupları ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasında yıllardır süren çatışmalara son vermeyi amaçlıyor. Tahran, Husilerle tarihsel bağları nedeniyle arabuluculuk için uygun bir aktör olarak kendini konumlandırıyor. Ancak Suudi Arabistan, İran'ı Yemen'deki çatışmanın tarafı olarak gördüğü için doğrudan müzakereye mesafeli yaklaşıyor. Husi yetkilileri ise İran'ın girişimini memnuniyetle karşılamakla birlikte, Suudi koalisyonunun ablukası ve hava saldırıları sürerken görüşmelerin anlamlı olmayacağını savunuyor.
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Bakan Abdullahiyan geçtiğimiz haftalarda Umman üzerinden Suudi yetkililere ve Husi temsilcilerine mesajlar iletti. Umman, bölgede arabuluculuk rolü üstlenen geleneksel bir aktör olarak öne çıkıyor. Ancak henüz ne Riyad'dan ne de Sana'dan resmi bir yanıt geldi. Bu durum, İran'ın bölgesel diplomasideki etkinliğini test etme çabasının ilk aşamada sonuçsuz kaldığını gösteriyor.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle bölgesel bir boyut kazandı. Husiler, başkent Sana ve kuzey bölgelerinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan ise Yemen hükümetini destekliyor. Birleşmiş Milletler'in çabalarıyla zaman zaman ateşkesler ilan edilse de kalıcı bir çözüm sağlanamadı. İran'ın son girişimi, bu çıkmazı aşma yönünde bir adım olarak görülüyor ancak tarafların pozisyonlarındaki katılık, diplomatik çabaları zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın arabuluculuk hamlesi, aynı zamanda Çin'in arabuluculuğunda varılan İran-Suudi Arabistan anlaşmasının ardından bölgesel dengelerin yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. Mart 2023'te duyurulan anlaşma ile iki ülke yedi yıl aradan sonra diplomatik ilişkilerini yeniden tesis etme kararı almıştı. Bu normalleşme süreci, Yemen dosyasında işbirliği ihtimalini de gündeme getirmişti. Ancak son açıklama, işbirliğinin henüz somut bir sonuca dönüşmediğini gösteriyor.
Bölgesel uzmanlara göre, Suudi Arabistan'ın İran'ın arabuluculuğuna sıcak bakmamasının nedeni, Tahran'ın Husiler üzerindeki etkisini meşrulaştırmak istememesi. Riyad, Husileri İran'ın bir vekili olarak görüyor ve Yemen'deki çatışmanın asıl kaynağının İran olduğunu savunuyor. Bu nedenle Suudi yetkililer, doğrudan İran ile değil, BM çatısı altında ve Yemen hükümetinin katılımıyla yürütülecek bir süreci tercih ediyor. Husi tarafı ise İran'ın girişimini bir fırsat olarak görse de, Suudi koalisyonunun saldırıları durmadan masaya oturmayacaklarını defalarca dile getirdi.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor. BM verilerine göre, ülkedeki nüfusun büyük bölümü insani yardıma muhtaç durumda. İran'ın arabuluculuk girişimi, aynı zamanda Tahran'ın uluslararası alanda artan izolasyonunu kırma çabası olarak da yorumlanıyor. Nükleer anlaşma müzakerelerinin tıkandığı bir ortamda İran, bölgesel sorunlarda yapıcı bir rol oynayarak Batı ile diyaloğun kapısını aralayabilir. Ancak Suudi Arabistan ve Husilerin yanıt vermemesi, bu stratejinin şimdilik işlemediğini gösteriyor.
Öte yandan, Umman'ın arabuluculuk çabaları da sürüyor. Maskat yönetimi, hem İran hem de Suudi Arabistan ile iyi ilişkilere sahip. Umman Dışişleri Bakanlığı, taraflar arasında mekik diplomasisi yürüterek güven artırıcı adımların atılmasını teşvik ediyor. Ancak İran'ın açıklaması, Umman'ın çabalarının da henüz meyve vermediğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kanallarını açık tutan ve insani yardım sağlayan bir aktör olarak öne çıkıyor. İran'ın arabuluculuk girişiminin sonuçsuz kalması, bölgede istikrar arayışlarının çok taraflı bir zemine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Ankara, Suudi Arabistan ve Husi temsilcileriyle eşzamanlı görüşmeler yürüterek ateşkes ve siyasi çözüm için çaba harcıyor. Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ticaret yollarını ve bölgesel güvenliği doğrudan etkilediğinden Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından yakından takip edilmesi gereken bir dosya olmayı sürdürüyor. İran'ın diplomatik açılımı, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü tamamlayıcı veya rekabetçi bir unsur olarak görülebilir.