İran Seçim Komitesi, 28 Haziran 2024'te düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turuna katılım oranının 1977 İslam Devrimi öncesi dönemden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını duyurdu. Komite başkanı Mohammad Taghi Shahcheraghi, yaptığı açıklamada seçmen katılımının %70'i aştığını belirterek, bunun 1977'den bu yana kaydedilen en yüksek oran olduğunu vurguladı. Resmi olmayan sonuçlara göre reformist aday Mesud Pezeşkiyan ilk turda en yüksek oyu alarak ikinci tura kaldı; ancak kesin sonuçların açıklanması bekleniyor.
Seçimin Arka Planı ve Katılım Oranı
İran'da 19 Mayıs 2024'te helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ardından ülke erken seçime gitti. 28 Haziran'da yapılan seçimlere halkın gösterdiği ilgi, özellikle genç seçmen ve kentli nüfus arasında yüksek oldu. Seçim Komitesi'nin verilerine göre, 61 milyon kayıtlı seçmenin yaklaşık 43 milyonu sandık başına gitti. Bu katılım oranı, 2021 seçimlerindeki %48'lik oranın oldukça üzerinde. Uzmanlar, yüksek katılımı ekonomik zorluklar, sosyal kısıtlamalar ve dış politikada yaşanan izolasyona duyulan tepkinin bir yansıması olarak değerlendiriyor. Ayrıca reformist kanadın tek güçlü aday etrafında birleşmesi ve muhafazakâr oyların bölünmesi de katılımı artıran faktörler arasında.
Seçim Komitesi Başkanı Shahcheraghi, katılımın 1977'den bu yana en yüksek seviyede olduğunu belirtirken, 1977'de yapılan ve İslam Devrimi öncesi son seçim olan parlamento seçimlerine atıfta bulundu. O dönemde de yüksek katılım, siyasi değişim beklentisinin bir göstergesiydi. Tarihçiler, 1977 seçimlerinin ardından gelen sürecin devrimle sonuçlandığını hatırlatarak, bugünkü yüksek katılımın da benzer bir değişim talebine işaret edip etmediğini tartışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki seçim sonuçları, Orta Doğu'nun jeopolitik dengeleri açısından büyük önem taşıyor. Ülke, nükleer programı, bölgesel milis gruplara verdiği destek ve Batı ile ilişkileri nedeniyle uluslararası toplumun yakından takip ettiği bir aktör. İlk turda reformist bir adayın öne çıkması, İran'ın batıyla ilişkilerinde yumuşama sinyali olarak yorumlanabilir. Ancak seçimin ikinci tura kalması, nihai sonucun belirsizliğini koruyor. Muhafazakâr aday Said Celili ile reformist Pezeşkiyan arasındaki yarış, ülkenin iç ve dış politikasında farklı yönelimleri temsil ediyor. Pezeşkiyan, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve yaptırımların kaldırılması için diplomatik çabalara ağırlık vereceğini vaat ederken, Celili daha sert bir çizgi izleyeceğini ima ediyor. Seçim sonuçları, bölgesel güç dengesini ve özellikle Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki gelişmeleri etkileyebilir.
Uluslararası kamuoyu, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, İran'daki seçimleri yakından izliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, yüksek katılımı "İran halkının sesini duyurma isteği" olarak yorumladı ancak seçimlerin adil ve özgür olup olmadığı konusunda şüphelerini dile getirdi. İnsan hakları örgütleri ise seçim sürecinde bazı adayların diskalifiye edilmesini ve basın özgürlüğü kısıtlamalarını eleştirdi. Buna karşın İran hükümeti, seçimlere geniş katılımın rejimin meşruiyetini gösterdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da reformist bir adayın öne çıktığı ve katılımın yüksek olduğu bu seçim süreci, Türkiye'nin komşusu ve önemli bir ticari ortak olan İran ile ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Pezeşkiyan'ın kazanması halinde, iki ülke arasında enerji ticareti, sınır güvenliği ve bölgesel işbirliği konularında daha yapıcı bir diyalog kurulabilir. Öte yandan İran'ın batıyla yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki denge politikalarını etkileyebilir. Türkiye, İran'ın nükleer programı konusundaki hassasiyetini korurken, yeni yönetimle Suriye ve Irak'taki istikrar arayışlarında işbirliği imkânlarını değerlendirecektir. Seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu'daki ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından dikkatle izlenmeye değer.