İran'da halk, ABD'de gelecek ay yapılacak ara seçimler ve İsrail'de salı günü yapılacak ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceğini belirleyebilecek seçimlerin ardından ABD ve İsrail'in İslami rejime karşı savaşı yeniden başlatabileceği endişesini taşıyor. Associated Press'in pazartesi günü aktardığına göre, Tahran'da sokakta konuşan İranlılar, olası bir askeri çatışmanın ülkeyi zor durumda bırakacağını düşünüyor. Haber, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisi nedeniyle zaten gergin olan ABD-İran ilişkilerinde yeni bir belirsizlik dönemine işaret ediyor.
Seçim Takvimi ve Artan Gerilim
ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Başkan Joe Biden yönetiminin Orta Doğu politikasını etkileyebilir. İsrail'de ise 1 Kasım'da yapılacak seçimler, uzun süredir iktidarda olan Netanyahu'nun koltuğunu koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Her iki seçim de İran'a yönelik olası bir askeri müdahale konusunda belirleyici olabilir. İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'in olası bir saldırısına karşı hazırlıklı olduklarını açıklasa da, halk arasında endişe hakim.
Associated Press'in aktardığına göre, Tahran'da bir esnaf, "Savaş istemiyoruz, ama eğer bize saldırırlarsa karşılık veririz" derken, bir öğrenci ise "Ekonomik sıkıntılar zaten yeterince canımızı yakıyor, bir de savaş çıkarsa hayatımız daha da zorlaşır" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, İran toplumunda savaş korkusunun günlük hayatı nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran, ABD ve İsrail arasındaki gerilim, Orta Doğu'nun istikrarı açısından kritik bir öneme sahip. İran'ın nükleer programı, Suriye ve Yemen'deki etkisi, Irak ve Lübnan'daki müttefikleri üzerinden yürüttüğü vekalet savaşları, bölgesel dengeleri belirliyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve askeri varlığı, Körfez'deki güvenlik mimarisini şekillendiriyor. İsrail ise İran'ın nükleer kapasitesini kendi varlığına yönelik en büyük tehdit olarak görüyor ve olası bir askeri seçeneği masada tutuyor.
Uzmanlar, ABD ara seçimlerinin ardından Biden yönetiminin İran'a karşı daha sert bir tutum izleyebileceğini, İsrail'de ise Netanyahu'nun seçimi kazanması halinde İran'a yönelik askeri tehditlerin artabileceğini belirtiyor. Ancak her iki ülkenin de tam kapsamlı bir savaşı göze alamayacağı, daha çok sınırlı operasyonlar ve yaptırımlarla baskı kurmayı tercih edebileceği ifade ediliyor.
İran'ın nükleer müzakereleri ise belirsizliğini koruyor. 2015'te imzalanan nükleer anlaşmadan ABD'nin 2018'de tek taraflı çekilmesinin ardından taraflar arasında güven tesis edilemedi. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ileri seviyeye taşıdı. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah edinme potansiyelinden endişe ederken, İran programının barışçıl olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile komşu olan Türkiye, olası bir ABD-İsrail-İran çatışmasından doğrudan etkilenebilir. Savaş durumunda mülteci akını, ticaret yollarının kesilmesi ve enerji fiyatlarında dalgalanma riski bulunuyor. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor ve İran ile ilişkilerini denge politikası içinde yürütüyor. Ayrıca Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; olası bir çatışma bu süreci olumsuz etkileyebilir. Enerji ithalatında İran'a bağımlılığı bulunan Türkiye için savaş, ekonomik açıdan da ciddi bir tehdit oluşturur. Bu nedenle Ankara, taraflar arasında diyalogun güçlendirilmesi çağrısı yapıyor.