İran'ın savaşa girmesinin üzerinden 100 gün geçti. İslam Cumhuriyeti dışarıdan bakıldığında istikrarlı bir görüntü sergiliyor. Ancak perde arkasında ekonomik sıkıntılar, toplumsal huzursuzluk ve artan baskı, daha derin bir istikrarsızlığa işaret ediyor. Bu durum, ülkenin iç dinamiklerinde ciddi kırılmaların yaşandığını ortaya koyuyor.
Savaşın Ekonomik ve Toplumsal Boyutu
Savaşın başlamasıyla birlikte İran ekonomisi üzerindeki baskı daha da arttı. Ham petrol ihracatındaki düşüş, uluslararası yaptırımlar ve savaş harcamaları, enflasyonu tırmanırdı. Temel gıda maddelerine erişim zorlaştı, işsizlik oranı yükseldi. Toplumun geniş kesimleri, savaşın yükünü omuzlamakta zorlanıyor.
Sosyal huzursuzluk, son haftalarda birçok şehirde protestolara dönüştü. Gençler ve işçi sınıfı, ekonomik koşulların iyileştirilmesini talep ediyor. Hükümet ise bu protestoları sert bir şekilde bastırıyor. Gözaltılar ve yargısız infaz iddiaları, uluslararası insan hakları örgütlerinin dikkatini çekiyor.
Rejim, savaşın meşruiyetini korumak için dini söylemi yoğunlaştırmış durumda. Ancak bu söylem, özellikle kentli nüfus ve eğitimli gençler arasında giderek daha az karşılık buluyor. Muhalif hareketler, sosyal medya üzerinden örgütlenmeye çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın savaşı, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın askeri yıpranmasından faydalanmak için hamleler yapıyor. Yemen ve Suriye'deki vekil güçler, Tahran'dan gelen desteğin azalmasıyla zor durumda kalıyor.
Uluslararası toplum ise İran'a yönelik yaptırımlarını sürdürüyor. ABD ve AB, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için diplomasi yürütüyor ancak savaş koşulları bu çabaları baltalıyor. Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkeler ise İran'la ekonomik ilişkilerini savaşa rağmen devam ettiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki istikrarsızlık Türkiye için doğrudan sınır güvenliği riski oluşturuyor. Savaşın uzaması, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca İran'ın ekonomik çöküşü, Türk ihracatçılar için önemli bir pazarın daralması anlamına geliyor. Enerji alanında ise doğalgaz ithalatında aksamalar yaşanabilir. Türkiye, bu krizden en az etkilenmek için bölgesel diplomasisini güçlendirmeli ve alternatif enerji kaynaklarına yönelmelidir.