İran ile olası bir savaşın, tarafların tam bir barışa varmadan, politika, enerji fiyatları ve sınırlı askeri hamlelerle şekillenen kırılgan bir "gri bölge" ateşkesiyle sona ermesi bekleniyor. Zorlu bir mücadelenin ardından taraflar, maliyetlerin artması ve kamuoyu baskısıyla masaya otursa da, nihai anlaşma ne tam bir zafer ne de kalıcı bir barış sunacak. Uzmanlara göre bu senaryo, son yıllardaki bölgesel çatışmaların tipik bir örüntüsü haline geliyor.
Beş Olası Senaryo
İlk senaryoda, ABD ve müttefikleri, İran'ın nükleer tesislerine yönelik sınırlı ve hedef odaklı hava saldırıları düzenliyor; ancak kara harekâtından kaçınılıyor. Saldırılar İran'ın nükleer programını geçici olarak sekteye uğratırken, Tahran misilleme olarak Basra Körfezi'ndeki tankerleri hedef alıyor. Petrol fiyatları fırlıyor, küresel ekonomi darbe alıyor. Altı hafta içinde taraflar, İsviçre arabuluculuğunda gayriresmî bir gerilimi azaltma mutabakatına varıyor.
İkinci olasılık, vekil savaşlar sahnesinde İran destekli Husiler, Hizbullah ve Irak'taki milislerin İsrail ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını yoğunlaştırması. Buna karşılık ABD ve İsrail, Suriye ve Yemen'deki İran hedeflerini vuruyor. Çatışma aylarca sürüyor, ancak taraflar doğrudan askeri çatışmadan kaçındığı için bir noktada tükeniyor. Yıl sonunda fiili bir ateşkes hâkim oluyor.
Üçüncü senaryo, İran'ın nükleer eşiği geçip nükleer silah sahibi olmasıyla başlıyor. Bölge ülkeleri panikle ABD'nin güvenlik şemsiyesine sığınırken, İran yeni statükoyu kabul ettiriyor. Batı yaptırımları sertleşiyor ancak İran ekonomisi ayakta kalmayı başarıyor. Sonuçta, Soğuk Savaş benzeri bir "nükleer caydırıcılık" dengesi doğuyor.
Dördüncü yol, İran'da iç karışıklık: protestolar, dini liderlik etrafındaki çatlaklar veya ekonomik çöküş rejimin dikkatini içe yöneltmesine yol açıyor. Dış güçler bu fırsattan yararlanarak İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlandırmasını şart koşan bir anlaşma dayatıyor. Ancak yeni yönetim bile eski gücüne kavuşamıyor.
Beşinci ve en karmaşık senaryo ise Rusya ve Çin'in arabulucu olduğu bir süreç. Bu güçler İran'ın nükleer programını kontrol altına alması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını sağlıyor. Anlaşma, herkesin kazançlı çıktığı bir izlenim verse de, İran'ın bölgeye yönelik tehdidi tamamen ortadan kalkmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu senaryoların ortak noktası, hiçbirinin kalıcı barış getirmemesi. Çatışmalar, tarafların tükenmesiyle sona eriyor; ancak altta yatan güvensizlik ve nükleer program gibi kriz unsurları varlığını sürdürüyor. Küresel enerji piyasalarındaki belirsizlik, ham petrol fiyatlarını sürekli yüksek tutarken, bölge ülkeleri silahlanmaya devam ediyor. İran'ın füze programı ve vekil güçleri faaliyetini sürdürüyor; ABD ve müttefikleri ise askeri varlığını azaltamıyor. Bu durum, Orta Doğu'da savaş ile barış arasında sıkışmış bir "gri bölge" yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran sınırında doğrudan bir çatışma riski taşıyan ve enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran ve Irak üzerinden karşılayan bir ülke olarak bu senaryolardan doğrudan etkilenecektir. Olası bir savaşta Türkiye'nin doğu sınırında güvenlik zafiyeti oluşabilir; PKK gibi terör örgütlerinin bu kaostan beslenmesi muhtemeldir. Ekonomik boyutta ise petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari açığı büyütebilir. Türkiye'nin izlemesi gereken strateji, hem ABD ve İsrail ile ittifak dengelerini korumak hem de İran'la tam bir kopuş yaşamamaktır. Ayrıca enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve sınır güvenliğini artırma adımları hızlandırılmalıdır.