İran’daki savaşın 100 günü geride kalırken, çatışmaların enerji piyasalarındaki etkileri giderek daha belirgin hale geliyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, küresel petrol arzındaki kesintiler ve jeopolitik riskler, fiyatları tarihi seviyelere taşıdı. Öte yandan, doğal gaz fiyatlarındaki artış kömüre olan talebi canlandırırken, bu durum iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini tehdit ediyor.
Savaşın Petrol Piyasalarına Etkisi
İran’ın petrol üretiminin önemli bir kısmı devre dışı kalırken, piyasada günlük yaklaşık 2 milyon varillik bir arz açığı oluştu. Bu durum, Brent tipi ham petrolün varil fiyatını 120 doların üzerine çıkardı. Uzmanlar, çatışmaların devam etmesi halinde fiyatların daha da yükselebileceği konusunda uyarıyor. Özellikle, İran’ın petrol ihraç eden diğer ülkelerle bağlantılı olduğu Körfez rotalarındaki güvenlik endişeleri, navlun maliyetlerini de artırdı.
Kömüre Dönüş ve İklim Etkileri
Doğal gaz fiyatlarındaki benzeri görülmemiş artış, birçok ülkeyi enerji üretiminde kömüre yönelmeye itti. EIA verileri, küresel kömür tüketiminin son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını gösteriyor. Bu eğilim, özellikle Avrupa ve Asya’da emisyon hedeflerini zorluyor. İklim bilimciler, savaşın enerji dönüşümünü yavaşlatarak Paris İklim Anlaşması hedeflerinden uzaklaşmaya neden olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük oranda dışa bağımlı bir ülke olarak, İran savaşının yol açtığı fiyat artışlarından doğrudan etkileniyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, cari açığı büyütürken, enflasyonist baskıları da artırıyor. Öte yandan, Türkiye’nin enerji arz güvenliği için alternatif kaynak arayışları hız kazanmış durumda. Kömür kullanımının artması ise, Türkiye’nin iklim taahhütleri açısından risk oluşturuyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin enerji politikasında yenilenebilir kaynaklara yönelmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.