İran-İsrail savaşının 102. gününde, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'e yeni saldırılar düzenlememesi konusunda uyarıda bulunurken, bölgede kırılgan bir ateşkes devam ediyor. İran ise çatışmaların yeniden başlayabileceği uyarısı yaparak tansiyonun yüksek kaldığını vurguluyor. Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, ateşkesin korunmasının önemine dikkat çekti ve İran'ın provokasyonlarına karşı itidalli olunması çağrısında bulundu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump'ın barışçıl bir çözümden yana olduğu ve taraflara sağduyu çağrısı yaptığı belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
İran-İsrail savaşı, 102 gün önce İran'ın Suriye'deki İsrail hedeflerine yönelik büyük çaplı bir saldırıyla başlamıştı. İsrail ise misilleme olarak İran'ın nükleer tesislerini hedef almış, ancak bu saldırıların ardından uluslararası toplumun yoğun baskısıyla ateşkes sağlanmıştı. Ancak ateşkes bugüne kadar kırılgan bir yapıda devam etti; her iki taraf da anlaşmayı ihlal eden küçük çaplı çatışmalarla suçlandı. Özellikle İran'ın Yemen'deki Husilere silah sevkiyatı ve İsrail'in Suriye'deki İran destekli milislere yönelik operasyonları, ateşkesi tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor.
Trump yönetimi, başından beri İsrail'in yanında yer almasına rağmen, geniş çaplı bir savaşın bölgesel istikrarı tamamen bozabileceği endişesiyle ateşkesin sürdürülmesi için çaba harcıyor. Öte yandan İran, Batı'nın kendisine yönelik yaptırımlarının devam etmesi ve nükleer programına ilişkin endişeler nedeniyle gerilimi tırmandırma potansiyeline sahip. Tahran yönetimi, ateşkesin ancak kendi çıkarlarına saygı duyulması halinde süreceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-İsrail gerilimi, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programından endişe duyuyor ve İsrail ile normalleşme görüşmelerini hızlandırmış durumda. Rusya ve Çin ise bölgede nüfuzlarını artırmak için İran'a diplomatik destek veriyor. Ateşkesin çökmesi halinde, Yemen, Suriye ve Irak'ta vekalet savaşlarının yeniden alevlenmesi ve küresel enerji fiyatlarında sert dalgalanmalar bekleniyor. Özellikle İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, petrol piyasalarını tedirgin ediyor.
BM ve AB, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürürken, taraflar arasındaki güvensizlik derinleşiyor. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçenekleri masada tutarken, İran da Batı'nın rejim değişikliği planları yaptığına inanıyor. Bu kısır döngü, bölgede kalıcı bir barışın sağlanmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail çatışması, Türkiye'nin hem güvenliği hem de dış politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, hem İran hem de İsrail'le ekonomik ve diplomatik ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Ateşkesin çökmesi, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir; ayrıca enerji fiyatlarının yükselmesi Türkiye ekonomisine ek yük getirebilir. Türkiye, bölgede istikrarı sağlamak için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışsa da, ABD ve İsrail'in politikalarıyla zaman zaman ters düşebiliyor. Bu nedenle, Ankara'nın ateşkesin sürmesi yönündeki çabaları, Orta Doğu'da dengeleri gözetme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.