İran ile ABD arasındaki gerilim tırmanırken, Washington'un savaşı durdurmak için rakipleri Çin, Hindistan ve Rusya'ya bel bağladığı belirtiliyor. The National Interest dergisinde yayımlanan bir analize göre, ABD'nin İran'a yönelik askeri bir müdahaleyi engellemek veya savaşı sona erdirmek için bu üç ülkenin arabuluculuğuna ihtiyacı var. Çin, Hindistan ve Rusya, İran ile güçlü ekonomik ve diplomatik bağlara sahip; bu nedenle Tahran üzerinde baskı kurabilecek ender aktörler arasında yer alıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Washington'un İkilemi
ABD yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle uzun süredir Tahran'a karşı sert bir tutum izliyor. Ancak askeri bir çatışma, Orta Doğu'da geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açabilir. Washington, bir yandan İran'a baskı yaparken diğer yandan savaşı önlemek için diplomatik kanalları açık tutmak istiyor. Fakat ABD'nin İran ile doğrudan diyaloğu sınırlı. İşte bu noktada Çin, Hindistan ve Rusya devreye giriyor.
Çin, İran'ın en büyük petrol alıcılarından biri ve 2021'de imzalanan 25 yıllık kapsamlı işbirliği anlaşmasıyla Tahran ile stratejik ortaklığını derinleştirdi. Rusya ise Suriye iç savaşında İran ile aynı safta yer aldı ve askeri işbirliğini güçlendirdi. Hindistan ise İran'ın Çabahar Limanı'nı geliştirerek Orta Asya'ya açılan ticaret yollarında İran'ı kilit ortak olarak görüyor. Bu üç ülke, İran ekonomisi üzerinde ciddi bir etkiye sahip.
ABD'nin yaptırımlarına rağmen Çin ve Hindistan, İran petrolü almaya devam ediyor. Rusya ise İran ile enerji ve savunma alanında işbirliğini sürdürüyor. Dolayısıyla bu ülkeler, İran'ı müzakere masasına çekmek veya askeri gerilimi düşürmek için kullanılabilecek ekonomik kaldıraçlara sahip.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çok Kutuplu Dünyada Arabuluculuk
Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD, Orta Doğu'da tek başına belirleyici güçtü. Ancak son yıllarda Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkinliği arttı. Çin, 2023'te Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme anlaşmasına arabuluculuk yaparak diplomatik ağırlığını gösterdi. Rusya ise Suriye'deki askeri varlığıyla bölgesel dengeleri etkiliyor. Hindistan ise enerji güvenliği ve ticaret yolları nedeniyle İran ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor.
Bu üç ülkenin ortak çıkarı, İran'da rejim değişikliği veya topyekûn bir savaş değil; istikrarlı bir İran ile ekonomik işbirliğini sürdürmek. Dolayısıyla ABD, İran'ı dizginlemek için bu ülkelerin nüfuzunu kullanabilir. Ancak bu, ABD'nin kendi elini zayıflatma riski taşıyor; çünkü Çin ve Rusya, ABD'nin İran politikasını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebilir.
Öte yandan, İran da bu ülkelerle ilişkilerini kullanarak ABD baskısını dengelemeye çalışıyor. Tahran, özellikle Çin ve Rusya ile olan bağlarını, Batı'ya karşı bir koz olarak görüyor. Hindistan ise İran ile ilişkilerini, Pakistan ve Çin'e karşı stratejik bir denge unsuru olarak değerlendiriyor.
Analizde, Washington'un bu üç ülkeyi ikna etmek için onlara somut teşvikler sunması gerektiği vurgulanıyor. Örneğin, Çin'e yönelik ticaret savaşında yumuşama, Hindistan'a savunma teknolojisi transferi veya Rusya'ya yönelik bazı yaptırımların hafifletilmesi gibi adımlar masaya gelebilir. Ancak bu tür tavizler, ABD iç siyasetinde zorlu geçebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen bir ülke. Olası bir İran savaşı, Türkiye'nin güvenliği, enerji arzı ve ekonomisi için ciddi riskler taşır. Türkiye, İran ile ticaretini sürdürürken aynı zamanda ABD yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Çin, Hindistan ve Rusya'nın arabuluculuğu, Türkiye'nin de destekleyebileceği bir diplomatik çözüm olabilir. Ancak Türkiye, kendi bölgesel etkisini kaybetmemek için sürecin dışında kalmamalı; İran ile diyalog kanallarını açık tutarak aktif diplomasi yürütmeli.