İran savaşının sona ermesi, dünya genelinde benzin, gıda ve uçak bileti gibi savaş döneminde fiyatları fırlayan ürünlerde rahatlama bekleyen milyonlar için umut ışığı oldu. Ancak uzmanlar, bu iyimserliğin kısa ömürlü olabileceğini, enerji piyasalarındaki arz kırılganlıkları, jeopolitik gerilimler ve yaptırımların yarattığı kalıcı hasar nedeniyle fiyatların hâlâ yüksek seyredeceğini belirtiyor. Özellikle İran'ın petrol ihracatının tam kapasiteye ulaşamaması ve küresel talebin canlı kalması, enflasyonist baskıların süreceğine işaret ediyor. Tüketiciler, savaş öncesi düşük fiyatlara geri dönüşün yıllar alabileceği gerçeğiyle yüzleşiyor.
Enerji Piyasalarında Kırılganlık
İran-İsrail çatışmasının neden olduğu savaş, küresel enerji fiyatlarını tarihi zirvelere taşımıştı. Ham petrol varil fiyatı yıl içinde 150 doların üzerine çıkarken, doğalgaz ve kömür fiyatları da benzer bir patlama yaşamıştı. Savaşın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatları bir miktar gerilese de, uzmanlar fiyatların savaş öncesi seviyelere dönmesinin zor olduğunu vurguluyor. Bunun başlıca nedenleri arasında İran'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasındaki belirsizlikler, OPEC+'ın üretim kısıtlamaları ve küresel enerji altyapısına yönelik saldırıların yol açtığı fiziksel hasar yer alıyor.
Özellikle benzin fiyatları, rafineri kapasitelerindeki darboğaz ve lojistik maliyetlerdeki artış nedeniyle yüksek kalmaya devam ediyor. Uzmanlar, İran'dan petrol akışının normale dönmesinin en az 6-9 ay alacağını, bu süreçte benzin istasyonlarında görülen yüksek fiyatların tüketicileri zorlamaya devam edeceğini belirtiyor. Gıda fiyatları ise, enerji maliyetlerindeki yüksekliğe ek olarak, savaş nedeniyle tahıl ve gübre ticaretinde yaşanan aksamaların etkisiyle hâlâ yüksek seyrediyor. Uçak bileti fiyatları, jet yakıtı maliyetlerindeki yavaş düşüş ve havayolu şirketlerinin artan maliyetleri fiyatlara yansıtması nedeniyle beklenen hızda gerilemiyor.
Küresel Enflasyon ve Merkez Bankaları
Savaşın sona ermesi, merkez bankalarının faiz indirimlerine başlayabileceği beklentisini beraberinde getirdi. Ancak enflasyonun kalıcı olabileceğine dair endişeler, bu beklentileri geciktiriyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), fiyat istikrarını sağlamak için faizleri yüksek tutmaya devam edeceklerinin sinyalini veriyor. Bu da kredi maliyetlerini artırarak ekonomik büyümeyi yavaşlatma riski taşıyor. Gelişmekte olan ülkeler, artan borç yükü ve zayıf para birimleriyle mücadele ederken, enerji ve gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin devam etmesi, bu ülkelerde sosyal huzursuzlukları tetikleyebilir.
Uzmanlar, tüketicilerin fiyat düşüşü beklentisiyle alışverişlerini ertelememesi gerektiğini, zira fiyatların bir süre daha yüksek kalacağını söylüyor. Enflasyonun tamamen kontrol altına alınması ve tedarik zincirlerinin normale dönmesi için en az 2-3 yıl gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak, İran savaşından en çok etkilenen ekonomilerden biri oldu. Savaşın bitmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerinde kısmi bir rahatlama sağlasa da, kalıcı bir düşüş için henüz erken. Yüksek enflasyonla mücadele eden Türkiye'de, akaryakıt ve doğalgaz fiyatlarındaki yavaş düşüş, cari açığı azaltma çabalarını olumlu etkileyebilir. Ancak küresel talepteki belirsizlik ve gelişmiş ülkelerdeki sıkı para politikaları, Türkiye'nin ihracatını ve sermaye girişlerini zorlamaya devam ediyor. Türkiye'nin Rusya ve İran'la olan enerji bağımlılığı, ulusal güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmesini ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmasını zorunlu kılıyor.