ABD’nin İran’a yönelik savaşının küresel yansımaları yalnızca benzin fiyatlarıyla sınırlı kalmıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başekonomisti Máximo Torero Cullen, bu hafta yaptığı açıklamada, büyük ölçüde abluka altına alınan Hürmüz Boğazı’nın “küresel gıda güvenliği için kritik bir başarısızlık noktası” haline geldiğini vurguladı. Torero, bölgedeki çatışmaların ve deniz ticaret yollarındaki aksaklıkların, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatlarını hızla artırdığına ve tedarik zincirlerini kırılgan hale getirdiğine dikkat çekti.
Hürmüz Boğazı Neden Önemli?
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin ve doğal gazın önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir su yoludur. Ancak bu boğaz yalnızca enerji için değil, aynı zamanda gıda ticareti için de hayati öneme sahiptir. Küresel tahıl ticaretinin önemli bir bölümü buradan geçerken, özellikle buğday, mısır ve arpa gibi temel gıda maddelerinin sevkiyatı boğazdaki güvenlik durumundan doğrudan etkileniyor. Torero, “Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel gıda tedarik zincirinde domino etkisi yaratacak” dedi.
BM verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 800 milyon insan kronik açlıkla karşı karşıya. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri bu durumdan en çok etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. İran savaşı nedeniyle boğazdaki ticaret hacmi yüzde 40 oranında azaldı. Bu durum, özellikle Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen gibi ülkelerde gıda fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı. FAO’nun Gıda Fiyat Endeksi, son çeyrekte yüzde 12 artış gösterdi. Torero, bu artışın büyük ölçüde navlun maliyetlerindeki yükseliş ve sigorta primlerindeki artıştan kaynaklandığını belirtti.
Küresel Etkiler ve Olası Senaryolar
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’ndaki krizin uzun vadeli etkilerinin, küresel gıda güvenliği açısından 2007-2008 gıda krizinden daha derin olabileceği konusunda uyarıyor. O dönemde artan gıda fiyatları, birçok ülkede sosyal huzursuzluklara ve siyasi istikrarsızlığa yol açmıştı. Şimdi ise çatışmaların sürmesi ve yaptırımların devam etmesi halinde, özellikle ithal gıdaya bağımlı ülkelerde ciddi kıtlıklar yaşanabileceği öngörülüyor.
Torero, uluslararası toplumu alternatif ticaret yolları geliştirmeye çağırırken, “Tehditler büyüyor, ancak bu kriz yönetilebilecek bir sorun olmaktan çıkmaya başlıyor” dedi. BM Dünya Gıda Programı (WFP) ise bölgedeki operasyonlarını artırma kararı aldı. WFP sözcüsü, “Çatışmalar durmazsa, milyonlarca insan insani yardıma muhtaç hale gelecek” uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticaret yollarına bağımlı olmasa da, küresel gıda krizlerinden doğrudan etkileniyor. Türkiye, özellikle buğday ve ayçiçek yağı gibi temel gıda maddelerinde dışa bağımlı bir ülke. Küresel fiyat artışları, iç piyasada enflasyonu tetikleyebilir ve tarım sektöründeki maliyetleri yükseltebilir. Ayrıca, İran savaşı nedeniyle bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye’nin enerji ve ticaret güvenliğini de tehdit ediyor. Türkiye, alternatif tedarik yolları geliştirerek ve stratejik gıda stoklarını artırarak olası krizlere karşı hazırlıklı olmalı.