ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı geniş çaplı askeri operasyon, yalnızca Ortadoğu'nun jeopolitik dengelerini alt üst etmekle kalmadı, aynı zamanda küresel ekonomik sistemi de geri dönülemez biçimde değiştirdi. Uzmanlara göre savaş öncesindeki ticaret akışları, enerji piyasaları ve finansal bağlantılar eski haline dönmeyecek. Dünya ekonomisi yeni bir döneme girmiş durumda.
Operasyonun Ekonomik Arka Planı
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırıları, İran'ın nükleer programına ilişkin haftalardır süren diplomatik krizin ardından geldi. Saldırıların başlamasıyla birlikte petrol fiyatları varil başına 150 doları aşarak tarihi rekor kırdı. Doğalgaz fiyatları Avrupa'da üç katına çıkarken, küresel hisse senedi piyasalarında sert düşüşler yaşandı. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası acil toplanarak piyasalara likidite enjekte etme kararı aldı.
İran, dünya ham petrol rezervlerinin yüzde 10'una sahipken, Basra Körfezi'ndeki Süveyş Kanalı'na alternatif olan İran-Makran geçişi de ticaret yollarını etkiliyor. Çatışmaların başlamasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiği yüzde 60 azaldı. Bu durum, Asya ve Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde ciddi kesintilere yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin ve Hindistan gibi İran'dan büyük miktarda petrol ithal eden ülkeler, alternatif kaynak arayışına girdi. Rusya ve Suudi Arabistan üretimlerini artırma sözü verse de, lojistik sorunlar ve yaptırım tehdidi bu ülkelerin kapasitelerini sınırlıyor. Avrupa Birliği, enerji ithalatında çeşitlendirme planlarını hızlandırırken, yeni LNG terminalleri için yatırımlarını artırdı.
Analistler, bu savaşın küresel ticarette korumacılığı körüklediğine ve ülkelerin kendi kendine yetme kapasitesine yatırım yapmasına neden olduğuna dikkat çekiyor. Dünya Bankası, 2025 yılı için küresel büyüme tahminini yüzde 2,9'dan yüzde 1,8'e düşürdü. Enflasyon beklentileri ise yeniden yükselişe geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran savaşı, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Doğalgaz ve petrol ithalatında önemli bir aktör olan Türkiye, artan fiyatlar karşısında cari açığının büyümesi ve enflasyonla mücadelesinin zorlaşması riskiyle karşı karşıya. Öte yandan, Türkiye'nin Orta Koridor girişimi gibi alternatif ticaret yolları, bozulan tedarik zincirleri karşısında daha da önem kazanıyor. Ankara'nın diplomatik olarak tüm taraflarla diyaloğunu sürdürmesi, bölgesel istikrarın sağlanmasında kilit rol oynayabilir.