İran'a yönelik olası bir askeri müdahale, uluslararası siyasetin en tartışmalı konularından biri olmaya devam ediyor. Bu hafta, ünlü gazeteci Mehdi Hasan ile eski Pentagon yetkilisi David Des Roches, konuyu Head to Head programında karşı karşıya getirdi. Hasan, savaşın bölgesel bir felakete yol açacağını savunurken, Des Roches, askeri seçeneğin başarılı olabileceğini iddia etti. İkili arasındaki tartışma, İran'ın nükleer programı, bölgesel güç dengesi ve ABD'nin Ortadoğu'daki rolü gibi kritik başlıkları kapsadı.
Gelişmenin arka planı
Programın odak noktası, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve buna karşı uluslararası toplumun tepkisiydi. Mehdi Hasan, askeri müdahalenin İran'da rejim değişikliği getirmeyeceğini, aksine bölgeyi istikrarsızlaştıracağını savundu. ABD ve İsrail'in geçmişte Irak ve Afganistan'daki askeri maceralarına atıfta bulunan Hasan, bu tür girişimlerin genellikle öngörülemeyen sonuçlar doğurduğunu vurguladı. David Des Roches ise İran'ın nükleer silah elde etmesinin çok daha büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Des Roches'a göre, kapsamlı bir hava harekatı, İran'ın nükleer tesislerini yok edebilir ve bölgeyi daha güvenli hale getirebilir. Ancak İran'ın misilleme kapasitesi (Hizbullah, Husiler ve diğer vekil gruplar) bu senaryoyu karmaşıklaştırıyor.
Tartışmada ayrıca 2015 nükleer anlaşması (JCPOA) ve ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin etkileri ele alındı. Hasan, diplomasinin başarısız olmadığını, Trump yönetiminin anlaşmayı terk etmesinin durumu kötüleştirdiğini söyledi. Des Roches ise JCPOA'nın yetersiz olduğunu ve İran'ın balistik füze programını engelleyemediğini ileri sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'a yönelik bir askeri harekatın sadece ABD ve İran'ı değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyeceği açık. Tartışmada, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, petrol fiyatlarına olası etkisi ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin güvenlik endişeleri masaya yatırıldı. Des Roches, ABD'nin deniz gücünün boğazı açık tutabileceğini savunurken, Hasan bunun büyük bir çatışmaya dönüşebileceğini söyledi. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin askeri seçeneğe sıcak bakmadığı, Rusya ve Çin'in ise İran'a destek sinyali verdiği belirtildi. Küresel düzeyde, ABD'nin İran'a müdahalesi, Çin'in Asya'daki yükselişi karşısında ABD'nin dikkatini Ortadoğu'ya çekebilir ve güç dengesini değiştirebilir. İran'ın nükleer kapasitesine karşı önleyici bir savaşın, bölgede uzun yıllar sürecek bir istikrarsızlığa yol açabileceği konusunda her iki taraf da hemfikirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem kara sınırına sahip hem de bölgesel güç olarak bu gelişmelerden doğrudan etkilenecektir. İran'a yönelik bir askeri müdahale, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir; İran'dan gelebilecek mülteci akını ve PKK'nın İran kolu olan PJAK'ın faaliyetleri bunlar arasında. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak'tan karşılaması nedeniyle, olası bir çatışma enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, diplomatik çözümden yana tavrını korumalı ve bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınmalıdır. Aynı zamanda, NATO müttefiki olarak ABD'nin olası bir operasyonunda üs kullandırma baskısıyla karşılaşabilir. Bu nedenle, Türk dış politikasının ince bir denge kurması, hem İran'la ilişkilerini hem de Batı ittifakını gözetmesi gerekiyor.