ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Nisan ayında Senato'da düzenlenen bir oturumda, İran ile yaşanan çatışmaya ilişkin eleştirilere yanıt verirken "Amerikan halkının desteğine sahip olduğumuza inanıyorum" demişti. Ancak iki ay sonra ortaya çıkan kamuoyu yoklamaları, Hegseth'in yanıldığını gösteriyor. İran savaşı, ABD tarihindeki en büyük çaplı askeri müdahaleler arasında halk nezdinde en düşük desteğe sahip çatışma olarak kayıtlara geçti. Gallup ve Pew Araştırma Merkezi'nin verilerine göre, Amerikalıların yalnızca %32'si bu askeri operasyonu desteklerken, %58'i karşı çıkıyor. Bu oranlar, Vietnam Savaşı, Irak ve Afganistan müdahalelerinin ilk dönemlerindeki destek seviyelerinin bile altında.
Gelişmenin Arka Planı
Nisan 2025'te başlayan İran çatışması, Tahran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği desteğe karşı ABD'nin başlattığı hava harekatı ve deniz ablukası ile şekillendi. Pentagon, operasyonun sadece İran'ın askeri altyapısını hedef aldığını açıklasa da, sivil kayıplar ve bölgesel istikrarsızlık endişeleri kısa sürede kamuoyunda büyük tepki topladı. Kongre'deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerin bir kısmı, Anayasa'nın savaş ilanı yetkisini ihlal ettiği gerekçesiyle Başkan Donald Trump yönetimini eleştiriyor. Özellikle Savaş Yetkileri Yasası'nın devreye sokulması için adımlar atılırken, Temsilciler Meclisi'nde çatışmanın durdurulmasına yönelik bağlayıcı olmayan bir karar tasarısı sunuldu.
Hegseth'in Senato ifadesi sırasında, özellikle Vermont Senatörü Bernie Sanders ve Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren gibi isimler, çatışmanın hukuki dayanağını ve insani maliyetini sorguladı. Hegseth ise "İran'ın nükleer silah elde etmesine izin veremeyiz" gerekçesiyle operasyonu savundu. Ancak kamuoyu yoklamaları, Amerikan halkının bu gerekçeyi yeterli bulmadığını gösteriyor. Ankete katılanların %45'i çatışmanın ABD'nin ulusal çıkarlarına hizmet etmediğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran çatışması, sadece ABD iç siyasetinde değil, uluslararası arenada da büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Çin, ABD'ye karşı sert açıklamalar yaparken, Avrupa Birliği ülkeleri temkinli bir tutum sergiliyor. ABD'nin en yakın müttefiki İngiltere bile hava harekatına doğrudan katılmayı reddetti.
Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın zayıflamasından memnun olsa da, çatışmanın yayılmasından endişe duyuyor. İran'ın desteklediği Husiler, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını artırırken, Lübnan Hizbullahı da İsrail sınırında gerginliği tırmandırdı. Uzmanlar, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskinin yüksek olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu ve ekonomik ilişkileri olan bir ülke olarak çatışmadan doğrudan etkileniyor. Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan İran, mevcut durumda doğalgaz ve petrol sevkiyatını aksatabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta İran destekli grupların faaliyetleri Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırıyor. NATO müttefiki olarak ABD'nin operasyonlarına dolaylı destek vermesi beklenirken, Ankara'nın İran'ı tamamen karşısına almaktan kaçındığı görülüyor. Dışişleri Bakanlığı, çatışmanın bir an önce sona ermesi ve diplomatik çözüm bulunması çağrısında bulunurken, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenme ihtimali değerlendiriliyor.