İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, Tahran'ın Batılı ülkelerle yürüttüğü nükleer müzakerelerde herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini açıkladı. Bu açıklama, savaşın 97. gününde geldi ve İran'ın bölgesel gerilimi artıran hamlelerinin devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan İsrail, Lübnan'la yenilenen ateşkes anlaşmasının ardından Hizbullah hedeflerine yönelik insansız hava aracı saldırıları düzenledi. İran'ın Körfez ülkelerine yönelik son saldırılarını savunması, bölgedeki tansiyonun düşmediğine işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması amacıyla Viyana'da yürütülüyordu. Ancak İrevani, son tur görüşmelerde taraflar arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu ve Tahran'ın taleplerinin karşılanmadığını belirtti. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürürken, Batılı güçler yaptırımların kaldırılması konusunda somut adımlar atmakta isteksiz davranıyor.
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları ise, Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin hemen ardından gerçekleşti. İsrail ordusu, Hizbullah'ın güney Lübnan'da konuşlandırdığı roket rampalarını hedef aldığını açıkladı. Lübnan hükümeti ise saldırıyı kınayarak, ateşkes ihlali olarak nitelendirdi. Bu gelişme, İsrail-Hizbullah arasındaki gerilimin yeniden tırmanma riskini artırıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları savunması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin güvenlik endişelerini derinleştiriyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı açıklamada, "Körfez ülkeleri, İsrail ile normalleşme adımları atarak bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. İran, meşru müdafaa hakkını kullanmaktadır" ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede, ABD ve Avrupa Birliği, İran'a yönelik yeni yaptırımları değerlendiriyor. Diplomatik kaynaklar, Washington'un Tahran'a yönelik baskıyı artırmak için ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) aracılığıyla bölgeye ek askeri sevkiyat yapabileceğini belirtiyor.
Öte yandan Rusya ve Çin, İran'a verdiği diplomatik desteği sürdürüyor. Moskova, Tahran ile savunma işbirliğini geliştirirken, Pekin ise İran petrol alımlarını artırarak yaptırımların etkisini hafifletmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki gerilimde dengeli bir pozisyon izlemeye çalışsa da, Lübnan'a yönelik İsrail saldırıları Türkiye'nin bölgedeki etkisini sınayacak. Ankara, Hizbullah ile bağlantılı gruplarla iyi ilişkiler sürdürürken, İsrail ile de enerji ve ticaret alanında işbirliği yapıyor. İran'ın Körfez ülkelerine yönelik tehditleri ise, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve BAE ile yakınlaşma çabalarını zora sokabilir. Ayrıca, İran nükleer krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik; zira Türkiye, İran doğalgazına bağımlı ve alternatif kaynaklara yönelmek durumunda kalabilir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü yeniden canlandırmasını gerektirebilir.