İran, bir yandan bölgesel çatışmaların gölgesinde savaş yorgunluğu yaşarken diğer yandan tırmanan enflasyon ve ekonomik krizle boğuşuyor. Ülkede temel gıda maddelerinden konut kiralarına kadar her şeyin fiyatı son bir yılda ikiye katlandı. Rial değer kaybederken, halk alım gücünün hızla eridiğini görüyor. Tahran’da yaşayan bir memur, maaşının ay sonunu getirmeye yetmediğini söylüyor. Bu koşullar, 2022’deki kitlesel protestoların ardından yeniden toplumsal patlama riskini artırıyor.
Ekonomi ve savaşın kıskacında günlük hayat
İran Merkez Bankası verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 40’ı aşmış durumda. Akaryakıt, ekmek ve ilaç gibi sübvanse edilen ürünlerde bile fiyatlar sürekli artıyor. ABD yaptırımları nedeniyle petrol ihracatı zorlaşan ülke, bütçe açığını kapatmak için baskıya maruz kalıyor. Öte yandan, İsrail ile gerginlik ve Yemen’deki Husilere destek, askeri harcamaları artırıyor. İranlılar, televizyonda savaş propagandası izlerken mutfaklarında kısıtlı malzemelerle yemek yapıyor. Ekonomist Muhammed Rıza, “Halk artık savaş haberlerine duyarsızlaştı, temel sorun geçim derdi” diyor.
Rejim baskısı ve toplumsal çatlak
Ekonomik kriz, siyasi baskıları da beraberinde getiriyor. İran’da kadın hakları ve özgürlük talepleriyle başlayan protestolar, ekonomik nedenlerle tekrar alevlenebilir. Devrim Muhafızları, muhalif sesleri bastırmak için sosyal medyayı denetliyor ve sokak gösterilerini yasaklıyor. Ancak uzmanlara göre, halkın sabrı tükeniyor. Tahran Üniversitesi’nden Prof. Ahmed S., “Rejim, savaş retoriğiyle dikkati iç sorunlardan uzaklaştırmaya çalışıyor ama bu stratejinin sınırı var” değerlendirmesini yapıyor.
Bölgesel boyut: İran'ın çatışma yorgunluğu
İran’ın Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan’daki vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü bölgesel nüfuz mücadelesi, ülke ekonomisine ağır yük bindiriyor. İsrail ile doğrudan çatışma riski ise halkı endişelendiriyor. Uzmanlar, İran’ın bölgede daha fazla askeri angajmandan kaçınacağını, ancak iç krizleri dışarıya yansıtmak için provokatif adımlar atabileceğini belirtiyor. Bu durum, Körfez ülkeleri ve Türkiye için istikrarsızlık kaynağı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki iç karışıklık, Türkiye için hem fırsat hem risk taşıyor. Ekonomik kriz, İran’ın enerji ve ticaret ortaklıklarını zayıflatabilir; Türkiye’nin doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif rotalar aramasını gündeme getirebilir. Öte yandan, İran’da olası bir toplumsal çöküş, sınır güvenliğini tehdit edebilir ve göç dalgası yaratabilir. Ankara, Tahran’daki rejim değişikliğinden çok, istikrarlı bir komşu görmek ister. Bu nedenle, İran’daki gelişmeleri yakından izlerken diplomatik kanalları açık tutmayı sürdürecektir.