İspanya'nın Kuzey Afrika'daki Melilla özerk kentine yönelik göçmen akını ikinci gününde de devam ediyor. Yüzlerce göçmen, Fas tarafındaki sınır çitlerini aşarak İspanyol topraklarına girmeye çalışırken, sınır güvenlik güçleri ile göçmenler arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Faslı yetkililer, 'göçmen tsunamisi' olarak nitelendirilen bu akını kontrol altına almak için sert önlemler alırken, İspanya hükümeti de bölgeye ek polis ve jandarma birimleri sevk etti. Olaylar, İspanya ile Fas arasındaki diplomatik gerilimi daha da tırmandırmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Melilla sınırındaki çatışmalar, önceki gün Fas tarafında başlayan gösterilerin ardından hızla yayıldı. Yüzlerce Afrikalı göçmen, sınır çitlerinin yakınında toplanarak İspanya'ya geçmek için büyük bir baskı oluşturdu. Sınır güvenlik güçleri, göçmenleri geri püskürtmek için cop ve göz yaşartıcı gaz kullanırken, göçmenlerin taş ve sopalarla karşılık verdiği bildirildi. İspanya İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, dün yaşanan olaylarda en az 23 göçmenin çitleri aşmayı başardığı, ancak 350 kişinin de sınır dışı edildiği belirtildi. Bununla birlikte, bazı göçmenlerin sığınma talebinde bulunduğu ve bu kişilerin geçici göçmen merkezlerine yerleştirildiği ifade edildi.
Fas tarafı ise, İspanya'yı göçmenleri kabul etmemekle suçluyor. Fas Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, göç akınının İspanya'nın göç politikalarının bir sonucu olduğu savunuldu. Açıklamada, 'İspanya'nın Afrika'daki toprakları, göçmenler için adeta bir mıknatıs haline geldi. Bu durum, Fas'ın ulusal güvenliğini tehdit ediyor ve iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkiliyor' ifadeleri kullanıldı. Öte yandan, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Fas'ı göçmen akınını bilinçli olarak kışkırtmakla suçlayarak, 'Bu bir misilleme eylemidir. Avrupa'nın göçmen politikalarına karşı bir koz olarak kullanılıyor' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Melilla ve Ceuta, Avrupa Birliği'nin (AB) Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor. Bu nedenle, buradaki göçmen akını, AB'nin göç politikalarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenler için bu iki kent, adeta bir geçiş noktası haline gelmiş durumda. İspanyol hükümeti, göçmen krizine karşı AB'den daha fazla destek talep ederken, Fas'ın da göçmen akınını engellemek için daha fazla işbirliği yapmasını istiyor. Ancak, iki ülke arasındaki siyasi gerilimler, bu işbirliğinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Özellikle İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutumu, Fas ile arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden olmuştu. İspanya, yıllardır Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanımaya yanaşmazken, geçen yıl bu politikasını değiştirmiş ve Fas'ın önerdiği özerklik planını desteklediğini açıklamıştı. Bu karar, İspanya-Fas ilişkilerinde bir yumuşama dönemi başlatmış olsa da, göçmen krizinin yeniden alevlenmesi ilişkileri yeniden germiş durumda. Fas, özellikle İspanya'nın toprak bütünlüğüne yönelik bazı gruplara verdiği destekten rahatsızlık duyuyor. Bu bağlamda, göçmen meselesinin, iki ülke arasında bir pazarlık kozu olarak kullanıldığı yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya ile Fas arasındaki göçmen krizi, Türkiye'nin göçmen politikaları ve AB ile ilişkileri açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, uzun yıllardır Suriyeli mültecilere ev sahipliği yaparak benzer bir sorunla karşı karşıya kalmış, AB ile göçmen anlaşması çerçevesinde mali destek ve işbirliği sağlamıştı. Bu yeni kriz, göçmen meselesinin ülkeler arası ilişkilerde ne kadar güçlü bir koz olarak kullanılabildiğini gösteriyor. Türkiye, AB ile ilişkilerinde göçmen konusunun önemini koruduğu için, İspanya-Fas arasındaki bu yaşananlar, Türk diplomatların dikkatle izlediği bir gelişme. Ayrıca, bu tür krizlerin Avrupa genelinde göçmen karşıtı söylemleri güçlendirebileceği ve bunun Türkiye'nin AB üyelik sürecini dolaylı olarak etkileyebileceği unutulmamalıdır.