ABD liderliğindeki saldırının İran'a yönelik ilk gününde, 28 Şubat'ta yaşananlar, savaşın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. 13 yaşındaki Muhammed Rıza Barfer, o günü hatırlarken, futbol sevgisini ve okul sonrası köyü ile başka bir takım arasında oynanan maçı, diğer her şeyden daha net hatırlıyor. Ancak bu masum anı, ABD füze saldırılarının ve savaşın başlamasıyla birlikte kısa sürede kâbusa dönüştü. İran'ın çeşitli kentlerinden gelen haberlere göre, saldırıların ilk gününde sivil yerleşim alanları da hedef alındı ve en az onlarca sivilin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin yaralandığı bildirildi. Tahran yönetimi, saldırıları kınayarak misilleme sözü verirken, uluslararası toplum endişeyle bölgedeki gerilimin daha da tırmanmasını izliyor.
Savaşın İlk Günü: Kaos ve Yıkım
28 Şubat sabahı erken saatlerde başlayan saldırılar, İran'ın stratejik noktalarını hedef aldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonun İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik olduğunu açıkladı. Ancak yerel kaynaklar, sivil bölgelerin de vurulduğunu iddia ediyor. Ülkenin güneyindeki Buşehr kenti yakınlarında büyük bir patlama meydana geldiği, kuzeyde ise Tebriz'de sivil araçların hedef alındığı öne sürüldü. İran resmi haber ajansı IRNA, ilk belirlemelere göre 87 sivilin öldüğünü, 300'den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Ancak bağımsız kaynaklar, iletişim hatlarındaki kesintiler nedeniyle gerçek bilançonun çok daha ağır olabileceğini belirtiyor.
Muhammed Rıza Barfer'in yaşadığı köy, Tahran'ın 120 kilometre güneybatısındaki bir yerleşim yeri. O gün öğleden sonra arkadaşlarıyla futbol oynamaya giden Barfer, "Serbest vuruştan gol attığımı hatırlıyorum, herkes sevinmişti. Sonra bir anda gökyüzü karardı ve büyük bir gürültüyle yer sarsıldı. Herkes panik içinde kaçışmaya başladı. Ben de annemi ve kız kardeşimi aramak için eve koştum" diye anlatıyor. Barfer'in ailesi, saldırıda evlerinin bir bölümünün yıkıldığını ancak kendilerinin sağ kurtulduğunu söylüyor. Köyde en az 5 kişinin hayatını kaybettiği, 20'den fazla kişinin yaralandığı öğrenildi.
Saldırının ilk saatlerinde İran Hava Savunma Kuvvetleri'nin bazı füzelere müdahale ettiği ancak düşük irtifadaki seyir füzelerinin tespit edilemediği belirtiliyor. İran Devrim Muhafızları, saldırıya "sert karşılık" verileceğini açıkladı. Tahran'da düzenlenen protesto gösterilerinde halk, ABD ve İsrail karşıtı sloganlar attı. İran Dini Lideri Ali Hamaney, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu saldırı, İran milletinin iradesini kıramaz. Düşmanlarımız, her damla kanın hesabını verecek" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Gerilim
Saldırı haberi kısa sürede dünya gündemine oturdu. Rusya ve Çin, saldırıyı derhal kınayarak itidal çağrısı yaptı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Bu tek taraflı askeri müdahale, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve bölgede istikrarsızlığı artıracaktır" ifadelerini kullandı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise taraflara diyalog çağrısında bulundu. Avrupa Birliği, saldırıyı "endişe verici" olarak nitelendirirken, NATO'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. ABD Başkanı, operasyonun "İran'ın nükleer silah edinme girişimlerini engellemek için gerekli" olduğunu savundu ve "sivilleri hedef almadıklarını" iddia etti. Ancak sahadan gelen görüntüler ve tanık ifadeleri, bu iddialarla çelişiyor.
Petrol fiyatları, saldırı haberinin ardından yüzde 12'den fazla artış gösterdi. Brent petrol varili 95 doları aşarken, uluslararası piyasalarda altın ve tahvil talebi arttı. Enerji analistleri, İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimalinin küresel enerji arzını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor. Bölgede gerilimin daha da tırmanması durumunda, deniz ticareti ve hava sahası güvenliği konusunda büyük riskler bulunuyor. İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'de saldırılar düzenleyebileceği, Körfez ülkelerinin de bu çatışmaya çekilebileceği öngörülüyor.
İranlı yetkililer, saldırıda hayatını kaybeden sivillerin sayısının artabileceğini, enkaz altında kalanlar olduğunu bildirdi. Kızılhaç ve Kızılay ekipleri, bölgeye yardım ulaştırmaya çalışıyor ancak altyapı hasarı nedeniyle zorluklar yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, taraflara acil ateşkes çağrısı yaparak, "Sivillerin korunması uluslararası hukukun en temel gereğidir" dedi. Ancak şu ana kadar çatışmaların durdurulmasına yönelik somut bir adım atılmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'a yönelik ABD liderliğindeki saldırıyı yakından takip ediyor. Savaşın ilk gününde yaşanan sivil kayıplar, Ankara'nın bölgesel istikrar konusundaki endişelerini artırdı. Türkiye, komşusu İran ile 560 kilometrelik sınıra sahip ve olası bir geniş çaplı çatışma, sınır güvenliği, mülteci akını ve enerji arzı açısından ciddi riskler taşıyor. Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara katılmaması ve diplomatik kanalları açık tutması, denge politikasının bir parçası. Ancak savaşın uzaması halinde, Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik açısından daha fazla etkilenmesi muhtemel. Bölgede tansiyonun düşürülmesi için Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi gündeme gelebilir.