İran'ın son günlerde İsrail ve ABD hedeflerine yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırıları, Ortadoğu'da ABD ve İngiltere'nin askeri üslerinin güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. Pentagon verilerine göre, ABD'nin bölgede çoğu küçük karakol olmak üzere 30'dan fazla askeri tesisi bulunuyor. Bu üsler, stratejik konumlarıyla hem askeri operasyonlar hem de istihbarat toplama açısından kilit rol oynuyor. İngiltere ise Kıbrıs'taki Akrotiri ve Dikelya üslerinin yanı sıra Umman, Kuveyt ve Bahreyn'de küçük askeri varlıklara sahip. İran'ın tehditleri, özellikle ABD'nin Irak ve Suriye'deki üslerini hedef alırken, bölgesel savaş riski endişeleri artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Ortadoğu'da ABD askeri varlığı, 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana bölgedeki en büyük askeri yığınaklardan biri. ABD'nin en büyük üssü Katar'daki el-Udeid Hava Üssü, yaklaşık 11 bin askeri barındırıyor ve Orta Doğu'daki hava operasyonlarının merkezi konumunda. Bahreyn'deki 5. Filo, ABD Donanması'nın bölgedeki ana gücüyken, Kuveyt'teki Camp Arifjan lojistik üs olarak kullanılıyor. Irak'ta ise Erbil ve Bağdat yakınındaki el-Esed üssü dâhil birkaç üs bulunuyor. İngiltere'nin bölgedeki varlığı daha sınırlı: Kıbrıs'taki Egemen Üs Bölgeleri, Suriye ve Irak'a yönelik hava operasyonlarında kullanılırken, Bahreyn'deki HMS Juffair deniz üssü Kraliyet Donanması'nın bölgedeki lojistik merkezi.
Son İran saldırıları, özellikle Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik oldu. 20 Ocak 2024'te İran destekli milisler, Suriye'deki ABD üssü El-Tanf'a İHA'larla saldırdı. ABD Savunma Bakanlığı, bu saldırılarda can kaybı olmadığını ancak bazı altyapının hasar gördüğünü açıkladı. İran Dışişleri Bakanı, saldırıların İsrail'in Filistin'deki eylemlerine misilleme olduğunu belirtti. Bu gelişmeler, ABD ve İngiltere'nin bölgedeki askeri hazırlıklarını artırmasına yol açtı.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu üsleri, yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik çıkarların da bir yansıması. Körfez ülkeleri, ABD'nin güvenlik şemsiyesi altında bölgesel istikrarı korumaya çalışırken, İran'ın artan saldırganlığı bu dinamiği tehdit ediyor. ABD'nin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman'daki varlığı, özellikle petrol yollarının güvenliği açısından kritik. İngiltere ise Brexit sonrası küresel ticaret rotalarını güvence altına almak için Körfez'deki varlığını artırdı. Umman'daki dükalık üssü, Hint Okyanusu'ndaki deniz ticaretini koruma misyonu üstleniyor.
İran'ın saldırıları, aynı zamanda Rusya ve Çin'in bölgedeki etkisini de artırabilir. Moskova, Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırıları dolaylı olarak desteklerken, Pekin, Suudi Arabistan ve İran arasında arabuluculuk rolü üstleniyor. Bu tablo, Ortadoğu'da yeni bir Soğuk Savaş benzeri kutuplaşmaya işaret ediyor. ABD ve İngiltere, üslerini güçlendirirken, İran da balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesini geliştirerek caydırıcılığını artırmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin İncirlik ve Kürecik radarları dâhil olmak üzere NATO'nun güney kanadında kritik bir konumda. İran'ın ABD üslerine yönelik saldırıları, Türkiye'nin güneydoğu sınırında doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da bölgesel gerilim, Türkiye'nin terörle mücadele ve enerji güvenliği politikalarını etkileyebilir. ABD'nin Irak'taki üslerine yönelik saldırılar, Irak'ın istikrarını bozarak PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerine yeni alan açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la geliştirdiği ekonomik ilişkiler (doğalgaz ithalatı) ile NATO üyeliği arasındaki dengeyi koruma çabası daha karmaşık hale gelebilir. Ankara, bu süreçte hem Washington'la müttefiklik bağlarını sürdürmek hem de Tahran'la diyaloğu kesmemek için esnek bir diplomasi izlemek zorunda.