Londra merkezli gazeteci Jasim Al-Azzawi'nin Scott Ritter ile gerçekleştirdiği podcast, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri müdahalesini masaya yatırıyor. Programda, Trump'ın son dönemde artan sert söylemi ve bölgedeki askeri yığınak, “İran'a saldırmak Trump'ın geriye kalan tek seçeneği mi?” sorusunu gündeme getiriyor. Ritter, eski bir BM silah denetçisi ve istihbarat uzmanı olarak, olası bir çatışmanın risklerini ve ABD yönetiminin stratejik hesaplarını değerlendiriyor.
Brinksmanlık mı, Tuzak mı?
Podcastin diğer bölümünde Kelley Beaucar Vlahos ile yapılan söyleşide ise “Hedef Kilitli: Trump'ın İran brinksmanship'i psikolojik bir operasyon mu yoksa bir tuzak mı?” başlığı altında, Beyaz Saray'ın son haftalarda İran'a yönelik artırdığı tehditlerin niteliği tartışılıyor. Vlahos, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana İran'a uygulanan “maksimum baskı” politikasının istenen sonucu vermediğini, Tahran'ın direncini kıramadığını hatırlatıyor. Bu durumda Başkan Trump'ın seçeneklerinin daraldığını ve askeri bir seçeneğin masada tutulduğunu belirtiyor.
Ancak Vlahos, Trump'ın asıl amacının seçim öncesi güçlü bir lider imajı çizmek ve İran'ı müzakere masasına zorlamak olabileceğini, bunun bir “psikolojik operasyon” olarak da okunabileceğini söylüyor. Öte yandan, olası bir askeri çatışmanın bölgesel istikrarı alt üst edeceği ve ABD'yi yeni bir savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Podcastte, ABD'nin Irak ve Afganistan deneyimlerinin ardından Orta Doğu'da yeni bir savaşa girmeye ne kadar istekli olduğu sorgulanıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran, Orta Doğu'nun en önemli aktörlerinden biri. ABD ile İran arasındaki gerilim, sadece iki ülkeyi değil, bölgedeki tüm dengeleri etkiliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının kesilmesi riski, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir. İsrail'in olası bir çatışmada nasıl bir tutum izleyeceği, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin pozisyonu da belirsizliğini koruyor. Rusya ve Çin'in İran ile artan işbirliği, ABD'nin karşısına yeni bir jeopolitik denklem çıkarabilir.
Scott Ritter, podcastte, İran'ın nükleer programının askeri boyutu konusunda istihbaratın net olmadığını, 2003 Irak işgali öncesi yanlış istihbaratın tekrarlanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca İran'ın bölgesel milis güçleri üzerinden ABD'ye karşı asimetrik bir savaş yürütebileceğini, bunun da çatışmayı genişletebileceğini belirtiyor. Tüm bu faktörler, olası bir ABD saldırısının hesaplanması zor sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı, enerji ticareti ve bölgesel güvenlik denklemleri nedeniyle olası bir ABD-İran çatışmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Türkiye, İran'a uygulanan yaptırımlara rağmen ticari ilişkilerini sürdürme çabasında; ancak askeri bir çatışma, sınır güvenliğini tehdit edebilir, mülteci akınını tetikleyebilir ve enerji arzında kesintiye yol açabilir. Ayrıca Türkiye, ABD ile İran arasında arabuluculuk yapabilecek konumda. Ankara'nın denge politikası, bölgede tansiyonun düşürülmesi açısından kritik önem taşıyor. Olası bir savaş, Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyeceğinden, diplomatik çözüm arayışları Türkiye için öncelikli olmalı.