İran, ABD ile artan gerilimde yeni bir stratejik yönelime geçmiş durumda. Quincy Kıdemli Danışmanı Trita Parsi'ye göre, Tahran yönetimi yıllardır uyguladığı "stratejik sabır" politikasını raftan indirdi ve yerine "süratli ve şiddetli misilleme" doktrinini benimsedi. Bu değişim, ABD'nin askeri hamlelerine karşı İran'ın artık anlık ve orantısız bir şekilde yanıt vereceği anlamına geliyor.
Stratejik sabırdan sert misillemeye: İran'ın yeni yaklaşımı
Parsi, İran'ın uzun süredir ABD'nin askeri baskılarına doğrudan karşılık vermekten kaçındığını, ancak son dönemde bu politikanın terk edildiğini belirtiyor. İran, Irak'taki ABD üslerine yönelik füze saldırıları ve Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik insansız hava aracı akınları gibi eylemlerle yeni doktrininin ilk sinyallerini vermişti. Parsi'ye göre bu strateji, düşmanın maliyetini hızla artırarak caydırıcılık sağlamayı hedefliyor. Ancak bu durum, Orta Doğu'da tetikleyici bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor.
İran'ın bu hamlesi, ABD'nin 2020'de General Kasım Süleymani'yi hedef alan suikastının ardından Tahran'ın güvenlik algılamasındaki kırılmalarla bağlantılı. O dönemde İran, Irak'taki Ayn el-Esed üssüne balistik füzelerle misilleme yapmış, fakat bu hamle sonrası tırmanma kontrolünü sağlamak için çaba göstermişti. Yeni doktrin ise bu tür bir kontrol çabasını en aza indiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar: Yeni bir çatışma döngüsü mü?
İran'ın yeni stratejisi, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, bölgedeki diğer aktörleri de doğrudan etkiliyor. İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, İran'ın artan saldırganlığına karşı ABD askeri varlığına daha fazla bel bağlayabilir. Bu da Körfez'de yeni bir silahlanma yarışını ve istikrarsızlaşmayı körükleyebilir. Öte yandan, Rusya ve Çin, İran'ın Batı karşısındaki meydan okuyuşunu kendi jeopolitik dengeleri açısından fırsat olarak değerlendirebilir. ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltma eğilimi, İran'ın elini güçlendirse de, süratli misilleme doktrini riskli bir denge oyununa işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu yeni gerilim hattında hassas bir konumda bulunuyor. Ankara, Tahran'la enerji ve güvenlik alanlarında işbirliği yaparken, NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkisini sürdürüyor. İran'ın süratli misilleme doktrini, sınır ötesi operasyonlar ve Irak'ın kuzeyindeki varlık mücadelelerinde Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, olası bir ABD-İran sıcak çatışması, Türkiye'yi enerji hatlarının güvenliği ve mülteci akınları gibi krizlerle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle Ankara'nın, hem diplomatik kanalları açık tutması hem de kendi güvenlik çıkarlarını koruyacak esneklikte bir politik benimsemesi kritik önem taşıyor.